Henry´nin Son Golü…

Henry´nin Son Golü...

Bu hafta futbol ne kadar çok konusuldu. Konusulan sahanın içi degil, dısı maalesef. Yaz aylarında baslayan sike operasyonuyla Türk futbolu 'olaganüstü sürece' girdi. Buradan nasıl çıkacagı belirsiz…

Federasyon Baskanı Mehmet Ali Aydınlar'ın isi gerçekten zor. Basarısız oldugu söylenemez. Süreç kolay yönetilemez durumda.

Persembe günü Ankara'da toplanan kongre kavgaya kadar varan sert tartısmalara sahne oldu. Gündem 58. maddeydi. İsteyen kulüplerdi. Ama sonuç çıkmadı. Aydınlar önce istifa sinyali verdi. Ardından açık açık telaffuz etti; 'Yeter, yoruldum, çok yıprandım. Bırakmayı çok ciddi düsünüyorum' dedi.

Türk futbolu buradan çıkar çıkmasına da nasıl çıkacagı önemli. Aydınlar kisiligi, durusu ve üslubuyla bir sans aslında. Saha dısındaki tartısmaları sonlandırarak sahanın içine girmek pek kolay olmayacak. Subat ayında sike davasının durusmaları baslayacak daha.

Futbol ile sandık arasındaki iliski sık sık gündeme gelir. Sandık tehdidi tribünlerdeki pankartlara yansır. Örnekleri çok. 2002'de maçın ertelenmesine kızan Fenerbahçe taraftarının 'Sandıkta görüsürüz Mesut Bey' yazısı unutulmaz. Mesut Yılmaz'ın seçim kaybetmesinde pek etkisi oldugunu sanmıyorum.

12 Haziran seçimlerinde benzer görüntüler Trabzon'da yasandı. Sampiyonlugu averajla kaybeden bir grup Trabzonspor taraftarı faturayı Basbakan Erdogan'a kesti. AK Parti mitinginde tepki koymak istediler. Sandık tehdidi sonuçlara yansımadı. Trabzon'da AK Parti oylarını artırdı. Sandık konusuna girmemin nedeni su; Galatasaray Baskanı Ünal Aysal 'Galatasaray'ın 25 milyon taraftarının 20 milyonunun AK Parti'ye oy verdigini tahmin ediyorum' demis. Bu hafta futbol çok konusuldu derken bunu da kastediyorum. 'Galatasaray AK Saray' diye esprilere de konu olmus.

Aysal'ın neden böyle konustugunu tahmin etmek zor degil. Mesajı dogrudan Basbakan Erdogan'a. Sahada oldugu gibi saha dısında da Fenerbahçe ve Galatasaray karsı karsıya… Bu süreçte kulüp yöneticilerinin birbirlerini hedef alan açıklamalarına sıkça rastlandı. Aysal'ın amacı Erdogan'ı kendi tarafına çekmek.

Futbol ile sandık arasında dogrudan iliski kurmak dogru degil. Eger dogru olsaydı, kulüp yöneticileri tüm taraftarlarını kolayca yönlendirebilseydi, en fazla taraftara sahip kulüp parti kurar veya bir partiyle isbirligi yapar ve iktidarın bir parçası olurdu. Kulüplerin taraftarlarını arkasına alarak, iktidar üzerinde baskı yapmaya çalısmasının hiçbir anlamı yok. Ankara siyasetçileri bunun farkında. Buna ragmen hiçbir siyasi lider tribünlerin diline düsmek istemez. Dikkatli davranmaları bu yüzden…

İtiraf etmeliyim ki yazıyı futbola ayırmamın sebebi bir fotograf. Önce haberin baslıgı dikkatimi çekti; 'Ünlü futbolcu imamlık yapıyor'. Kim bu ünlü futbolcu diye merak etmemek mümkün mü? Tanıdık bir isim. Avrupa futboluna biraz ilgisi olan herkesin bilecegi biri… Fransızların efsane futbolcusu Thierry Henry. Dünya futbolunun büyük golcülerinden… Ceza sahasındaki kıvrak çalımları ve kaleyi bulan son vuruslardaki becerisiyle bilinen bir süper yetenek. Önde o, arkasında 15'e yakın çocuk, birlikte namaz kılıyorlar. Fransa'daki bir futbol okulunda görüntülenmis. Çok etkileyici bir fotograf…

Biraz arastırdım, 2006'da Müslüman olmus. Bir röportajda 'İslam'la tanısmamda Anelka, Abidal ile Ribery'nin etkisi oldu' demis ve eklemis: 'Onlarla konustukça kendimi İslam'a yakın hissettim ve kalbimle inandım. İslamiyet benim için her seyden önce gelmeye basladı'.

Aynı fotograf Türkiye de olsaydı acaba ne olurdu sorusunun cevabını biliyorsunuz. Haberin altına 'Aman, falan gazeteci, falan televizyoncu görmesin' diye yorum yapanlar olmus. Haksız degiller. İs rejim krizine kadar giderdi. 7-8 ay önce büyük bir kulübün yöneticiyle aynı araçta seyahat ediyordum. Futbolun arka bahçesini konusurken 'Futbolda irtica var mı?' diye soruverdim. Verdigi cevabı yanımdaki gazeteci gülümseyerek dinledi. 'Olmaz mı' dedi; 'Bir futbolcu almıstık. Kendisini namaz kıldıgı gibi diger oyuncuları da camiye götürmüs. Fark eder etmez hemen takımdan uzaklastırdık…'. Arsenal'de, Barcelona'da Henry'nin gollerini severek izlerdim ama son golü muhtesem…

MUSTAFA ÜNAL

Zaman Gazetesi / 29.01.2012