Abd’Deki İsyan Ve Hak İhlalleri

Abd’Deki İsyan Ve Hak İhlalleri

Amerika Birlesik Devletlerinde yasayan halk aslında dünyaya en kapalı ve ilgisiz olan halkların basını çekmektedir. Tüm dünya politikaları oradan dizayn ve idare edilir ama halkın bu tur islere ayıracak pek vakti hatta ilgisi yoktur.

Yıllardır dünyadaki toplumsal olaylara hep seyirci kalmıslardır. Çok nadir belli baslı bazı gruplar çıkıp açıklama yapmıslardır. Ama genel anlamda, toplumsal bazda akla gelen önemli bir eylemleri yoktur.

Ne zamanki bankalar ABD’li vatandasların cebini bosaltmaya kalkıstı o zaman uyandılar ve bazı anarsist gruplar esliginde halk sokak eylemlerine basladı. Açık söyleyeyim bu tur büyük çaplı bir gösteri ve direnis beklenmiyordu. ABD’li yetkililer de bu saskınlıgını gizlemiyorlar.

İsgal eyleminin ilk kıvılcımı 17 Eylül 2011 de ABD'nin New York kentinden basladı. Kısa sürede küresel bir protesto hareketine dönüstü. Hala basta ABD ve dünya gündemini mesgul etmeye devam ediyor. “esit gelir dagîlimi” istiyorlar. Protestocuların çogunlugu gençlerden ve issizlerden olusuyor.

Halkın canını yakan “ Wall Street” yani finansın merkezi oldugu için onalar da burayı isgal edelim dediler. Çok cesurca ve radikal bir karardı. ABD’de korkunç gelir dagılımı adaletsizligi var. En zengin yüzde 1’lik kesimin ülke gelirinin yüzde 40’ine sahip oldugu bir gerçektir. İsyancılar kendilerini geride kalan yüzde 99’luk kesimin temsilcisi olarak görüyor. Hedeflerinde Lobiciler, Büyük Amerikan sirketleri ve Finans sektörü bulunmaktadır. Ülkelerini ve kendilerini bu asalakların yiyip bitirdigini biz yıllarca dile getiriyorduk ama onlar simdi anladılar.

“BANKALAR KURTARILDI, BİZ SATILDIK”

Protesto ve isgal eylemleri tüm dünyada flas haber olarak verildi. Sosyal medya agı ile tüm dünya da destekçileri olustu. En önemlisi ABD içinde degisik eyaletlerde halk organize olarak New York’taki eylemcilerle beraber ortak hareket etmeleri oldu. Dünyanın 1500 degisik merkezinde aynı anda eylemler düzenlendi. Çünkü sadece ezilen ve sömürülenler ABD’de degil. Baska ülkelerde de ezilenler seslerini duyurmak istiyor. Bu aslında sosyal bir patlamanın göstergesidir.

Bu olaylarda karsımıza ünü ve söhreti kendinden öne olan kisiler yok. Normal halk var karsımızda. Hatta kendini ifade edemeyen büyük kalabalık bir halk kitlesi var. Ayni kesim Mısırdaki tahrir meydanında karsımıza çıktı. Tunus’ta Libya’da, Suriye’de ve Yemende karsımıza çıktı. Bu insanlar kaybedilen ve ayaklar altın alınmıs onurlarını istiyorlar. “Özgürlügümüzü istiyoruz” diyorlar. “Yıllardır sömürdünüz, baskı altına aldınız, artık yeter” diyorlar.

Vahsi kapitalizm artık çöktü. İnsanlıgı mutlu edecek yeni çözümler, aslında var olan ama kesfedilmeyi bekleyen çözümler devreye girmeli.

Sömürü düzeni son bulmalıdır.

Çöken küresel kapitalist ekonomi ile yoksulluk had safhaya ulastı. Orta doguda ise hem maddi anlamda hem de manevi alanda çökme oldugundan dolayı halkın sadece verebilecegi bir canı vardı. Onu da zalim diktatörlerin önüne sermekten kaçınmadılar. Sonunda onlar bir destan yazdılar.

Çok canlar gitti ama sonunda Mazlumlar, Zalimleri devirdi.

Meydanlarda zafer kazanıldı ama masada da muhafaza edilebilecek mi? Mısır hala direniyor. Askerlerin elindeki imtiyazları vermemekte direniyor. Çünkü simdiye kadar Askerler hep birinci sınıf(!) idi. Ellerindeki iktidar oyuncagı alınmaya çalısılırken hala mızıkçılık yapıyorlar.

Suriye’deki diktatör ise “koltugumu vermem, o bana babamdan kaldı” diyor. Her gün onlarca insanı katletmekten çekinmiyor. “Gerekirse tüm orta doguyu yakarım” diyor. Ne bu hırs yahu! Senin yasama hakkin var da Suriye halkının yok mu? Be melun zalim!

ADALET İÇİN EYLEM

Arap Baharı ile baslayan zulme baskaldırı ABD’ye kadar ulastı. Eylem genel anlamda bir olsa da sonuçları farklıdır. ABD’de eylem yapanların öldürülme ve iskence yapılacak diye bir korkusu yoktur. Ayrıca Onlar diktatör devirmek için degil ekonomik haklarını almak için caddeleri isgal ediyor. Oturdukları yerden istedigi kisilerle internetle iletisime geçebiliyor olsa da her iki cografya’daki eylemin ana bileskesi “ adaletsizlige ve esitsizlige” konulan ortak tavırdır.

Gösterilerin basladıgı ilk zamanlarda ABD polisi normal davrandı. Ancak son zamanlarda bu olayların tüm dünyada yankı buldugunu görünce ABD gerçek yüzünü gösterdi. “ Özgürlük ve Hürriyet “ gibi ifadeleri bir kenara bırakıp göstericilerin çadırları zorla sökmeye basladı. Karsı koyanları ise siddetle cezalandırmaya basladı. Coplar, tekme tokat ve biber gazları havada uçusmaya basladı. Bir göstericiye karsı en az bes altı polis müdahale ve darp edilirken gelen görüntüler var. Ülkenin degisik eyaletlerinde çıkan olaylarda onlarca yaralı ve yüzlerce kisiyi tutukladılar. Polisin bu denli sert davranması ABD’nin insan haklarına ne denli saygılı oldugu sorusunu hemen akla getiriyor.

ABD insan hakları konusunda hep öncü olmus gibi görünmüstür. Ama gerçek anlamda hiçbir zaman insan haklarına saygılı bir devlet olmamıstır. ABD daima degisik ülkelerin raporlarını tutardı. Artık onun da raporunu tutanlar var. Degerli dostum Ayhan Küçük bey’in liderliginde kurulan UHIM, “Uluslar arası hak ihlalleri izleme merkezi” tüm dünyada yapılan zalimlikleri ve insan haklarının ihlallerini rapor haline getirip sunuyor.

Eskisi devirler degisti. Yapanın yanına kâr kalmıyor artık.

ASLAN BALCI

TIMETURK / 28.11.2011