Kızılhaç Neden Suriye’Ye Gitti?

Kızılhaç Neden Suriye’Ye Gitti?

Kızılhaç Neden Suriye’ye Gitti?

Ürdünlü ünlü yazar Ahmet El-Naimi Kızılhaç’ın dün gerçeklesen Suriye hapishaneleri ziyaretini degerlendirdi. El-Naimi, 'ziyaretin Bessar Esad rejiminin suçlarını örtmek için yapıldıgına' dikkat çekti.

Amerikan demokrasisinin kanatları altındaki diktatör Kerimov baslıklı makalemde Batı’nın ve Amerika’nın, İslam ülkelerindeki yöneticilerin halklarını katliamlarına karsı nasıl da sessiz kaldıklarını dahası Batı’nın nasıl bu hükümetleri Müslüman gençlere karsı savaslarında, iskence ve kötü muamelelerinde ilerleyebilmeleri için desteklediklerini ortaya koymustum. Kerimov’un İslam’ı baslıklı makalem de buna örnektir.

Bütün Suriye Devrimi boyunca insanın insanlıgı çignendikten sonra bugün Suriye’ye Kızılhaç geldi. Mücrim Bessar, insan hakları ihlallerini tespite geldiklerini iddia eden bu görevlilere hapishaneleri açtı. Mücrim Bessar’ın ve yardımcılarının öldürmekten, iskenceye, tutuklamadan hapishanede bu tutukluların öldürülmesine, tutuklulara hayvanlardan daha kötü bir sekilde muamele edilmesine kadar isledikleri suçları ispatlayan yüzlerce görüntü kaydı bulunuyor. Özgürlük ve adalet iddiasında bulunan bu bozuk toplumun gerçegini ortaya koymak için tutukluları ayaklarıyla tekmeliyorlar, elleri arkadan baglı sekilde yüz üstü yere yatırıp üzerlerine çıkıp dans ediyorlar. Ayaklarını kafalarına koyuyorlar. Suriye’de olanlara aylarca sessiz kaldıktan sonra iste simdi suçlu rejimi savunmak ve hiçbir suç islemedigini onaylamak için geliyorlar!!!

20 mahkum bir vagona sıkıstırılıyor

Hapishanelerin ziyaret edilmesi, eski siyasi mahkum, gazeteci ve insan hakları savunucusu, su anda Zona Oz Sitesi’nde yönetici olarak görev yapan Özbekistan’daki kamplardaki hapishane ve mahkumlar hakkında bilgi toplamaktan sorumlu Aavnge Diakonov’un da vurguladıgı gibi saçma bir seydir ve bu sekilde tutuklulara karsı islenen suçlar örtülmek istenmektedir. Diakonov, mahkumların hapishanede maruz kaldıgı igrençlikleri sıralayarak söyle demisti: ‘Tabi ki hükümet bunu kesinlikle reddetmektedir. Eger hükümeti dinlersem ülkemiz hapishaneleri cennet gibidir. Hiçbir sorun yoktur, her sey olması gerektigi gibidir. Sanki hapishanede hayat özgür olmaktan daha iyidir!!! Oysa gerçek tamamen farklıdır. Eger uluslararası bir komisyon, hapishanedeki durumu incelemek için gelmek isterse hapishane idaresi bunu önceden haber alır ve hapishaneyi derlemeye çalısır. Zindanlar bosaltılarak hastaları ve saglık durumu kritik olanları baska mekanlara naklederler. Bir hapisten baska bir hapse nakilleri de ayrı bir meseledir. 10-15 hatta 20 mahkum hatta bir trenin bir vagonuna yerlestirilir. Kendilerine yemek, içecek verilmez. Tuvalet ihtiyaçlarını karsılamak için dısarı çıkma taleplerine kafalarına vurulan darbe ile cevap verilir. Bu nedenle mahkumlar tuvaletlerini ambalaj ve benzeri seylere yapmak zorunda kalır. Bunların hepsini sözlerle anlatmak çok zor!’

Bu durumun aynısını, mücrim Esad’ın isledigi suçları Suriye’de tutuklanan gazeteciler, görevlerinden ayrılan subaylar ve Hama Sehri’nden avukat Adnan Bakur da dogruladı. Uluslararası Adalet Divanı’nın da onayladıgı tüm bu apaçık delillerden sonra ve hapishanelerin kendileri gelmeden önce düzenlenecegini de çok iyi bildikleri halde bu hapishanelerin ziyaret edilmesi için acil çagrı yapılmasını gerektiren nedir?

Kızılhaç oraya gitmemeliydi

İnsanlık sloganları atan Kızılhaç gibi bir kurulusun bugün insan haklarının ihlalini tahkik için Suriye hapishanelerini ziyarete gitmemesi gerekirdi. Zira görüntüler ve kanıtlar gayet açık ve net. Suriye’de bugün olanları ve isledigi, Batı’nın bu suçlar karsısında aldıgı konumları ve sessizligini aslında mücrim Kerimov 2002 yılında Amerika’yı ziyaretinin ardından ülkesinin parlamentosu karsısında ifade etmis, söyle demisti: ‘Bir suç ya da süphe hakkında bir karar çıkarırken içisleri bakanlıgı ve ulusal güvenlik hizmetleri teskilatı sorusturmaları dairesinden çıkmayın. Sunu bilin ki benim arkamda Amerika ve Bush var. Bu katliamların gerçeklestirilmesini isteyenler onlardır!! O igrenç Fransız’ın elestirilerine önem vermeyin.’’ Sonra kendilerine güven vererek ve katliamlarına devam etmeye çagırarak söyle devam etti: ‘Belki Amerikalıları insan haklarını çigneyen, iskence yapan vs. listeler içinde ‘insaflılar’ sınıfında bulabilirsiniz. Ancak Amerika’nın bundan hedefi kendisini demokrasi kanunlarına riayet ediyor göstermektir. Ancak hakikatinde bize para veriyorlar, anladınız mı?!!! Yani siz kendi kendinize bu bilgilerden çıkarım yapın ve ona göre hareket edin!’

Batı devletlerinin iddialarına aldanmıs ve bu devletlerin özgürlük yalanlarıyla bogulmus birçokları için İslam’a karsı komplo ve savas adına Batı Devletleri ve yöneticiler arasında kurulan iliski anlasılmazdı. Ta ki sonunda bu Arap hükümdarların gerçegini ortaya çıkarmak için Arap Halk Rejimleri geldi. Bu Arap yöneticiler Batı ile sıkı iliskiler kuruyor. Gerek kendi halklarının evlatları gerek diger baska İslami hareketler hakkında tüm istihbari bilgileri vermek için karsılıksız olarak kendilerini sunuyorlar. Özgürlük ve Adalet iddiasında bulunan bu devletlerin, diger tüm diktatör devletlerden daha suçlu oldugu ve yalanlarını ortaya çıkmaktadır. Libya’da oldugu gibi! Zira çıkarlarının halkın yanında durmasını gerektirdigini gördükten sonra agırlıgını kaybeden isbirlikçisi Kaddafi’yi isledigi insanlık suçlarına önem vermeden (onun insanlık suçları islemesi Batı’nın isine gelmekte idi) kurban etmistir. Oysa birkaç bomba bu suçları bitirmeye, Kaddafi’yi ortadan kaldırmaya yetebilirdi. Ancak Batı, mücrim Kaddafi’nin önceden kendilerine vermekte oldugu ülkenin servetlerinden daha fazla yagmalayabilmek için onu orada bir baskı kozu olarak bıraktı.

Müslüman halklar dünyaya her seyi gösterdi

Müslüman halklar tüm dünyaya ‘demokrasi ve özgürlüklerin yayılması bahsinin büyük bir yalan oldugunu, hakikatinde demokrasinin daha tehlikeli olmasa da diktatörlükle es anlamlı, onun koruyucusu ve savunucusu oldugunu göstermistir. Aynı zamanda o sahte özgürlüklerden baska bir seyden bahsetmeyenlere de söyle demektedir: ‘Bu sahte özgürlüklerin hakikatini görme vaktiniz daha gelmedi mi? Yoksa elinize geçen paralar mı size her yerde kanları heder olan kardeslerinizi unutturdu?’ Tüm dünya bir Yahudi’nin ya da Amerikalının ya da Avrupalının kaybolan ayakkabısına aglasırken bize aglayan yok! Bu Batı’nın ve komplocuların halidir. Onlar isi Müslüman halklara degil, kendi efendilerine teslim etmekte çok ısrarlılar. Halk ise anlamıs ve herkese göstermistir. Hain yöneticilerden ve yıllardır ülkelerimize dayatılan ‘Batı vesayet elinden’ kurtulana kadar geri dönmemeye kararlıdır. İslam Halkları Allah’ın izniyle özgürlügünü kazanıp onurunu söküp alana kadar geri dönmeyecek. Allah’ın bazı insanları bazılarıyla savması yeryüzünü ıslah edene kadar devam edecektir. Allahu Teala yeryüzüne, zayıf düsürülen, hor görülüp asagılanan kullarını mirasçı kılacaktır ve akıbet (hayırlı son) müttakiler içindir.

07.09.2011
Ahmet El-Naimi  / TIMETURK