Savaşı Başlatan Bitiremiyorsa…

Savaşı Başlatan Bitiremiyorsa...

Savası Baslatan Bitiremiyorsa…

Dünyanın en kolay islerinden biridir maraza çıkarmak…
Bir seye kızar, öfkelenirsiniz; içinizde bir seyler fokurdamaya ve hisleriniz aklınızı teslim almaya baslar… Sonrası hep aynı biçimde gelir: Yumruk… Ardından, ilk yumrugu kimin attıgını önemsiz kılacak bir kargasa ortamı dogar: Yumruk, bir yumruk daha, bir tane daha… Ortalık kan gölüne döner…
Kavga çıkarmak kolaydır, ya savas çıkarmak?
Tarihte neden çıktıgı bilinmeyen sayısız savas var. Sebebi bilinenler için bile bir dizi alternatif baska sebep bulunabilir. Gözü dönmüslük, ihtiras, kendini begenmislik, herkese tepeden bakmak gibi tamamen kisisel zaafların sonucu savaslar da görmüstür insanlık tarihi…
Bu giristen sonra güncel sorumuza gelebiliriz: Çeyrek asırdan beri süregelen içimizdeki savasın sebebi nedir?
Elbette 'Kürt sorunu' diye çetrefil bir sorunumuz oldugunu biliyorum; çeyrek yüzyıla yayılan bir süreçte 40 bin can verildigini de… Ancak yine de bir sorum var: Sorunu savasla çözmek üzere yola çıkanların ilk kursunu sıkarken sarıldıkları sebep/ler bugün için söz konusu mudur? Daha dogru soru ise su: 'Kürt sorunu' ve savasın mantıgı açısından 1980'ler Türkiyesi ile 2011 Türkiyesi aynı mıdır?
Oluk oluk kan dökülürken hiç degilse sunu ögrenmedik mi: Sorunu savas mantıgıyla çözmeye kalkısmak barısçı yöntemler kullanarak sonuca ulasmaktan daha zor ve daha pahalı bir ismis… Bunu ögrendiysek, sorunu kansız ve barısçı bir ortamda çözmenin yollarını aramalı degil miyiz?
Geçen hafta yasanan Silvan eylemi bazılarımızın henüz bu noktaya gelmedigini gösteriyor… Ya da sunu: Bazılarının hiçbir biçimde ve hiçbir zaman barısçı bir çizgiye gelmeyecegini… Kan dökmek, siddet kullanarak ortalıgı karıstırmak ve savas onların tek bildigi yöntem olmus; bu sebeple de, sorunun çözümüne dönük ne gelismeler yasanırsa yasansın, onları bu yaptıklarından vazgeçirmek hayli zor…
2011 Türkiyesi dünya konjonktürü açısından farklı bir ülke: Demokrasi isliyor, bireylerin ve toplum katmanlarının haklı talepleri karsılık buluyor… Sorunların üstünün örtülmesi veya gözlerden saklanması yerine tartısılması, bagnazlıkla mukabele etmek yerine anlayısla karsılanması, siyaset-dısı güçlere ihale etmek yerine gerçek muhataplarını bulup çözümün müzakereyle aranması söz konusu…
Tunus, Mısır, Libya, Suriye gibi ülkelerde demokrasi ve insan hakları mücadelesi verenlere destek çıkan Türkiye'nin kendi içinden yükselen demokratik taleplere kulak tıkaması mümkün mü? O ülkelerde çatısmalar taleplere kulak tıkanması yüzünden çıkıyor; Türkiye'nin içindeki savasın öyle bir gerekçesi olamaz…
Daha da önemlisi su: Dengeleri altüst olan bir bölgede Türkiye… Bu cografyada tasların yerine oturmasında çıkarı bulunan her ülke bunun gerçeklesmesi için Türkiye'nin önderliginden medet umuyor.
İstenenin gerçeklesmesi ise, Türkiye'nin içindeki anlamsızlasmıs savasın sona ermesiyle yakından iliskili…
Savas çıkarmak kolaydır, günümüzde savası sona erdirmek de eskisi kadar zor degil…

20.07.2011
Fehmi Koru / Zaman