Fenerbahçe Cumhuriyeti’Nde Darbe

Fenerbahçe Cumhuriyeti’Nde Darbe

Fenerbahçe Cumhuriyeti’nde Darbe

Fenerbahçe'de yasanan, bir temizlik çalısması degil, bir iktidar çatısmasıdır; dolayısıyla siyasaldır.
Yanlıs anlasılmasın; “Sike yoktur” demiyorum; tersine, “Yıllardır olan sey niye simdi ortaya çıkarılıyor” sorusuna cevaben, “Siyaseten zamanı geldi de ondan” diyorum.
Fenerbahçe tarihi boyunca hep böyle olmustur.
* * *
Birkaç örnek vereyim:
Tek parti döneminde Fenerbahçe’nin baskan koltugunda CHP'li Sükrü Saracoglu oturuyordu.
Saracoglu, 1934’ten 1950’ye kadar Baskan kaldı. Basbakanken bile bu koltugu bırakmadı.
1950 baharında DP iktidara geldi.
Ülkedeki tek partiden kalma koltuklar yenilenirken takımların koltuk takımları da o bahar temizliginde degistirildi.
12 yıllık “Milli Sef” İnönü’nün ardından, 16 yıllık Baskan Saracoglu da koltugu devretti.
Kime?
Demokrat Parti milletvekili Osman Kavrakoglu’na…
* * *
Kulüpte DP egemenligi ne zaman bitti dersiniz?
27 Mayıs’ta…
Menderes’i deviren askerler, futbol takımlarından da DP’li baskanları degistirmelerini istedi.
Zaten Kavrakoglu da Yassıada’da müebbet hapse mahkûm olmustu.
Yerine İsmail Cem'in kayınpederi Razi Trak seçildi.
İlginçtir; Trak, 12 Eylül'den sonra da Baskanlık için ilk akla gelen isim olacaktı.
* * *
1960’ların ortalarında, CHP ile AP koalisyon yapmıstı.
Fenerbahçe yönetiminde de bir koalisyon vardı:
Baskan, CHP’li İsmet Ulug idi.
Baskan yardımcısı AP’li Faruk Ilgaz…
1965’te seçimi AP kazanıp tek basına iktidara gelince Faruk Ilgaz da Fenerbahçe’nin baskanlıgına geldi.
* * *
Türkiye Cumhuriyeti ile Fenerbahçe Cumhuriyeti’nin paralel tarihinin örnekleri çogaltılabilir.
Önemli olan su:
“Fenerbahçe Cumhuriyeti”, TC içinde basından beri bir siyaset silahı, alternatif bir güç odagıydı.
Üstelik askeri gücü olan bir cumhuriyetti bu… Ordu içinde etkisi büyüktü. 1973’te Hava Kuvvetleri Komutanı Org. Batur’un, futbolcu transferine evrak yetistirmek için jet havalandırması hâlâ anlatılır.
Simdi bu “askeri-sivil bürokratlar cumhuriyeti”nin 13 yıllık baskanı, hem de seçimden hemen sonra tutuklanıyorsa, bu islem, basta zamanlamasıyla, sonra hedefiyle elbette tartısılır.
Kadri Gürsel’e katılıyorum:
“İktidar, eski Türkiye’nin bayrak dikmedigi son kalesi olan ‘Üç Büyükler’i, en güçlüsüne taarruz ederek psikolojik bakımdan yıkıyor.”
Dokunulmazlıgını kaldırıyor. İktidar kümesinden düsürüyor.
Ve Fenerbahçe yönetimi, yıllarca hep destek aldıgı iktidarın, bürokrasinin, yargının, medyanın, nasıl bir günde aleyhine döndügünü, gazetelerin nasıl savcılıkla kol kola girip gizli olması gereken belgeleri ortaya serdigini, yargısız infaz birimlerinin nasıl devreye girdigini, sermayenin nasıl panik halinde köseye çekildigini hayretle gözlüyor.
* * *
2011 seçimlerinin ilk faturaları kesilmeye baslandı.
“Bundan sonra ne olur” diye soranlara yukarıda örnekler verdigim tarihi hatırlamalarını tavsiye ederim.
Cevabı orada var.
Bu, siyasetteki yapılanmaya paralel bir darbedir.
Arkası gelecektir.
Her devir oldugu gibi yine eski çerçeveler indirilip yenileri asılacaktır.
Top, simdi iktidarın ayagındadır.

12.07.2011
Can Dündar / Milliyet