
Devrimler Zamanında Uluslararası Adalet
Bölgedeki gelismelerin patlak vermesi ve olayların dramatik sekilde artması, Uluslararası Ceza Mahkemesi Bassavcısı Luis Moreno-Ocampo'nun Libya lideri Muammer Kaddafi, oglu Seyfülislam ve istihbarat müdürü Abdullah el Senusi hakkında insanlık karsıtı suçlar isleme suçlamasıyla tutuklama emri çıkarmasına yol açtı.
Ardından eski Lübnan Basbakanı Refik Hariri suikastı iddianamesi çıkarıldı. Bu iki gelismenin zamanlaması bölge ülkelerinin iliskilerinde dikkat çekici gelismelere yol açtı. Uluslararası adaletin dünya düzlemindeki nüfuzu ve etkisi arttı.
Bu iki gelismeden önce de Sudan Devlet Baskanı Ömer el Besir hakkında Darfur savası ve katliamlarında insanlık karsıtı suçlardan sorumlulugu oldugu suçlamasıyla tutuklama emri çıkarılmıstı. Emrin uygulanması hâlâ askıda duruyor, Besir'in sonuncusu birkaç gün önce gerçeklesen Çin ve İran ziyaretleri olmak üzere ülkelere yaptıgı geziler dikkate alındıgında bu konu birçok tartısmayı ve alayı beraberinde getiriyor. Bu ülkelerden hiçbiri tutuklama emrini uygulamadı ve Besir'i mahkemeye teslim etmedi. Bu iki Libya ve Lübnan gelismesi arasında uluslararası bir örnek yasandı. Kamboçya halkına karsı soykırım suçları isledikleri için Kamboçya'da uluslararası özel bir mahkemede 4 Kızıl Kmer liderinin yargılanmasına baslandı. Geçtigimiz 31 Mayıs'ta da eski Yugoslavya ile ilgili ceza mahkemesi, tam 16 yıl sonra 1992 ile 1995 yılları arasında Bosna savasında islenen katliamlarda aranan ismi, yani General Ratko Mladiç'i teslim aldı.
Üstlendigi davaların çogalması sebebiyle uluslararası yargı neredeyse sıradanlastı. Uluslararası ceza mahkemesinin Libya ve Lübnan'la ilgili girisimleri hiç kuskusuz bu mahkemenin güçlüleri degil, sadece zayıfları yargılayan seçici ve siyasilesmis bir yargı oldugunu belirtenler ile bu suçların siyasi özelliginin kararların hukuki olmayacagı anlamına gelmeyecegini dile getirenler arasındaki tartısmayı yenileyecektir. Gerçi Güvenlik Konseyi, mahkemenin kurulmasına ve suçların bu mahkemeye sevk edilmesine karar veriyor ancak İsrailli liderler herkesin gözü önünde gündüz vakti isledikleri suçlardan dolayı yargılanmıyorlar.
Lübnan'la ilgili mahkeme, Lübnan ve Arap baglamında bu tartısmaya boyun egmeyi sürdürecek. Yalnız Libya ve Lübnan olaylarındaki yeni gelisme, her iki ülkeyi çevreleyen atmosferin bu mahkemeye yönelik muhalif bakıs açısını daha fazla yansıtmaya baslaması. Arap devrimleri zamanı, rejimlerin özgürlük, esitlik, demokrasi ve çogulculuk isteyen halkçı protesto hareketlerine karsı isledikleri igrenç suçları belgelemek suretiyle uluslararası yargı ve ceza mahkemesine basvurma çagrısı yapan siyasi-halkçı akımın halkasını genisletmeye basladı.
Bu halkçı akımların bir dizi Arap ülkesi lideri için uluslararası yargılanma talebinde bulunmasının bu liderlerin yerel mahkemelerde yargılanamamasından kaynaklandıgını söylemeye gerek yok. Fakat bu talebin gerçeklesmesi Güvenlik Konseyi veya suçların islendigi ülkelerin talebiyle irtibatlı. Rejimlerin uluslararası yargıdan kendi adamlarının yargılanmasını istemesi mümkün degil. Bununla birlikte sivil toplum ve insan hakları örgütlerinin islenen suçları belgeleyerek insan hakları ve diger baska konseylere basvurma halkası genisliyor.
Buna karsın uluslararası yargı önünde yargılanmayı isteyen ülke liderleri de yok degil. Çünkü uluslararası mahkeme kendilerine yerel mahkemeden daha sefkatli olabilir. Her halükarda Arap devrimleri içerideki güç dengelerini olustururken siddete basvurmayı engellemek veya demokratik araçlarla bu dengeleri degistirmek için uluslararası yargıya basvurma kültürünü güçlendirmektedir. Refik Hariri suikastına iliskin mahkemenin amacı bu degil mi zaten?..
01.07.2011
Velid Sakir / El Hayat