Şişe, Boğazına Kadar Kanla Doldu

Şişe, Boğazına Kadar Kanla Doldu

Sise, Bogazına Kadar Kanla Doldu

Evet; Suriye’deki yaralıların, sakat kalanların, kaybolanların, tutuklananların, iskence görenlerin ve dogrananların sayısı, 80’lerin basında su anki cumhurbaskanının dayısı insanlık suçlusu ‘Rıfat’ın bombalayıp mahvettigi dönemde, sadece Hama kentinde görülen korkunç sayıya henüz ulasmıs degil. O kadar ki onun kini Nazilerin İspanya’nın Guernica kentini yıktıklarındaki vahsetiyle es degerdedir.
Evet; Suriyeli göstericiler, her ne kadar kurban giderse gitsin yabancı askeri kuvvetlerin girmesine karsı. Bu hususta Suriye’nin içinde yasayan ya da dısarıda yasayıp dönme hakkı yasaklanmıs büyük-küçük hiç kimse arasında ayrılık yok. Rejim papaganlarından ve borazancılarından birinin dedigi gibi ihtilaf sadece Baasçıların cesetleri konusunda!
Evet, Halep ve Sam su ana kadar toplu bir sekilde hareket etmedi. Oysa devrim Sam’ın ortasındaki El-Harika çarsısında baslamıstı. Haysem El-Malih (insan hakları savunucusu) ve Sehir El-Attasi (aktivist) Sam’da bulunuyorlar. Devrimi buradan; siddetli zulme karsı hak sözü haykırarak baslattılar. Vahsice bastırmalara karsın üniversitelerden baslayıp cami ve dar sokaklarda son bulmak üzere Sam ve Halep’in her tarafında gece gündüz küçük ve çesitli gösteriler halen yapılıyor.
Evet, su anki rejim, itirazlara, gösterilere ve ayaklanmalara karsı bilinen insani rejimlerin basvurdukları yöntemlerin yanından bile geçmeden katliam seçenegine basvurdu. Bu seçenegini de geri kalmıslıgın, propagandacılıgın ve hainligin içine batmıs medya sistemiyle takviye etti. Burada en çirkin nokta ise yeryüzündeki herhangi bir insanın uydurmalarına inanacaklarını ya da zerre kadar da olsa kendilerine kulak verip saygı duyacaklarını sanmalarıdır.
Barısçıl basladı aynı sekilde sürüyor
Evet; bu gerçekler açık, kesin ve nettir. Hiçbir süphe yoktur. Arap bölgesinde görülen bu büyük insani devrim, 7 Arap baskentinden geçtikten sonra Suriye’ye ulastı. Devrim, dünyanın, Arap ve İslam âleminin ihmalkârlıgı gölgesinde mezhepçi; elinden geleni ardına koymayan rejimin kanlı ve canice siddetine karsı barısçıl olarak basladı ve öyle de sürmekte. Siddetçi, mezhepçi, milliyetçi, dinci ya da grupçu hiçbir yanı yok. Bu uluslararası ihmalkârlıgı güvenligini ve çıkarlarını korumak isteyen Türkiye’den ve gizli müttefikinin gidisiyle islerinin bozulmasından kaygı duyan İsrail’den gelen açıklamalar bölüyor. Bu gizli müttefik (Suriye Rejimi), karsı koyan, direnen ve vuran konumuyla dünyaya gerçek düsmanının, devrimiyle benzersiz cesaret örnegi sergileyen Suriye halkı oldugunu haykırmıstır.
Suriye halkının bu cesareti rejimin kan dökme, vatandaslara diz çöktürtme, keskin nisancıların silahlarının direk yüzlere ve beyinlere dogrultulması sonucunda kafaların derilerinin yüzülmesi, tutukluların burunlarının el-vahid-el-ahad cumhurbaskanın resmine ya da gardiyanların ayaklarına secde etmeleri için yere sürttürülmesi yönünde ortaya koydugu yetenegi ile dogru orantılıdır!
Öte yandan bu kindar rejim hakkındaki derin bilgileri ile de ters orantılıdır. O rejim ki onlarca yıldır kendilerine karsı çesit çesit; igrençliginde benzersiz iskence yöntemleri kullanmaktadır. Bu benzersiz iskencelere ek olarak da Sırpların vahsilerinden Rusların canavarlarından ve İsraillilerin sırtlanlarından ögrendikleri iskence yöntemlerine basvurmaktadır!
Öyleyse Suriye’de durumlar, Amerika, Fransa, İsrail, İran, Türkiye, Çin, Rusya ve tüm Arap rejimler tarafından desteklendigi herkes tarafından bilinen mücrim rejimin fiilleriyle kanla dolu sisenin darbogazına vardı diyebiliriz. Buna karsın Suriye halkı kardesi Yemen’de oldugu gibi herhangi bir yabancı müdahale istemiyor. Ancak biz, insan hakları tarafında duracak; uluslararası bir konum istiyoruz. Zira ihlal edilen insan hakları uydu kanalları tarafından gerektigi gibi aktarılmamaktadır ve baslarında bulunan Suriye rejiminden sahısların varlıgı nedeniyle de süpheler söz konusudur.
Suriye halkı onurunu geri kazanmayı basarmıstır
Suriye halkı herhangi yabancı bir müdahale istemiyor. Çünkü sınırındaki İsrail yerlesimine karsı prensip olarak konum alan, Filistin direnisine karsı çıkan da kucaklayan da liderleri degil kendisi! Çünkü o, siyasi cografyasının, zengin insani olusumunun çok iyi farkında. Ve o, ne kadar kurban verilse de devriminin ilan ettigi sloganlarında ısrar ediyor. Dava tamamen, önümüzdeki Cuma günü devriminin yeni adımına karar verecek olan Suriye halkına havale edilmis durumda. Suriye halkı özgürlüklerin kazanımını saglayamamıs olsa da bu rejimin kusurlarını ve iddialarını ortaya çıkarmada, Suriye halkının kırk yıldır çignenen onurunu geri kazanmada tüm standartlara göre basarılı olmustur.
Konu kendisini ilgilendiren herkese sunu diyoruz: Elindeki zeytin dalı düsmeden Suriye halkının farkına varın. Bölgemizde siddet, zalimlerin zorbalıgından, kindarların zulmünden, sessizlerin suça karısmasından baska bir seyi artırmaz.
Halkın ‘barısçıl degisim seçenegi’ seklinde ortaya koydugu iradesi ortadan kaybolmadan, gençlerin gelecege inancı sönmeden önce Suriye ve Yemen’in farkına varın. Kurtulus yolları önlerinde kapandı. Geriye sadece ölüm kültürü kaldı. Öyle ki hayat kıymetini kaybetti. Özgürlük çıglıkları, halkların tsunamisinin gürültüsünden kulakları sagır olmus topluluklar için yankı yapan çagrılardan baska bir sey ifade etmez hale geldi.

16 Mayıs 2011
Nevval Es-Sibai* / TİMETURK
*Suriyeli ünlü bayan yazar.
Bu makale Ahmet Yılmaz tarafından Timeturk.com için tercüme edilmistir.