Yeni Sömürgecilik

Yeni Sömürgecilik

Yeni Sömürgecilik

Libya’da sahit oldugumuz sey sömürgeciligin yeniden dogusudur. Ancak bu kez münferit Avrupa devletlerinin imparatorluk ve kaynak rekabetine girdigi bir sömürgecilik degil bu. Yeni sömürgecilik “dünya toplumu” (NATO ve onunla isbirligi yapan ülkeler ) adı altında faaliyet yürütüyor. NATO, Sovyetlerin Batı Avrupa’yı isgal etme ihtimaline karsı kurulmus bir savunma ittifakıydı bir zamanlar. Bugün ise Amerikan hegemonyası adına Avrupalı askerler temin ediyor.
Washington seçici “insâni müdahale” ve “baskı altında ezilen halklara özgürlük ve demokrasi götürme” kılıfı altında dünya hegemonyasının pesinde. Washington fırsatçı bir biçimde “uluslararası ortaklarından” olmayan ülkeleri hedefe koyuyor. Tunus ve Mısır’daki halk ayaklanmalarının gafil avladıgı Washington’ın fırsatçı bir tepki verip Libya’daki ayaklanmayı cesaretlendirdigine dair bazı isaretler var. 20 yıldır CIA için çalıstıgından süphelenilen Halife Hifter isyancı ordusunun basına geçmek üzere Libya’ya döndü.
Kaddafi, Batı emperyalizmine karsı çıktıgı için hedefe konulmustu. Amerika’nın Afrika Komutanlıgı olmayı reddetmisti. Kaddafi, Washington’ın sömürgeci böl-yönet entrikasını görmüstü.
ABD Afrika Komutanlıgı (AFRICOM) Baskan Bush tarafından 2007 yılında kuruldu. AFRICOM, amacını söyle tarif etmektedir: “Yaklasımımız, Baskan’ın, Dısisleri ve Savunma Bakanlarının Ulusal Güvenlik Stratejisinde ve Ulusal Askeri Stratejide telaffuz ettikleri Afrika’daki Amerikan ulusal çıkarlarını desteklemek üzerine kuruludur. ABD ve Afrika ulusları, Afrika kıtasında, Afrika’daki ada devletlerinde ve Afrika’nın deniz sahasında güvenlik ve istikrarın tesvikinde ortak çıkarlara sahiptirler. Bu çıkarların yürütülmesi, diger Amerikan kurum ve kuruluslarının ve Afrikalı ve diger uluslararası ortaklarımızın çabalarını bütünlestiren ortak bir yaklasımı zorunlu kılar.”
AFRICOM’da kırkdokuz ülke var ama Libya, Sudan, Eritre, Zimbabwe ve Fildisi Sahilleri yok. Zimbabwe hâriç üye olmayan bu ülkelere askeri müdahale yapılıyor.
Amerika’nın bir ülkeye nüfuz etmek ve onu kontrol etmek için kullandıgı geleneksel araçlar, o ülkenin askeri ve bürokratik yetkililerini egitmektir. Bu programa Uluslararası Askeri Egitim ve Talim Programı (IMET) deniliyor. AFRICOM “2009 yılında 44 ülkeden yaklasık 990 askeri ve sivil ögrencinin ABD’de veya kendi ülkelerinde egitim ve talim aldıklarını”, “pek çok subayın ve askere alınan IMET mezunlarının askeri ve bürokratik kurumlarda kilit mevkilerde görev aldıklarını” belirtiyor.
AFRICOM, kilit stratejik amaç olarak “el Kaide sebekesini” maglup etmeyi gösteriyor. ABD Trans-Sahra Terörle Mücadele Ortaklıgı (TSCTP)teröristlerin güvenli barınaklar kurmasını engellemek için “ortak ulus kuvvetlerine” egitim ve teçhizat destegi sunmakta ve “bölgedeki asırılık yanlısı örgütleri maglup etmeyi amaçlamaktadır.”
Terörle on yıl süren savastan sonra kadir-i mutlak el Kaide simdi Afrika boyunca Cezayir, Burkina Faso, Çad, Mali, Moritanya, Fas, Nijer, Nijerya, Senegal ve Tunus’ta; Ortadogu’da, Afganistan, Pakistan ve İngiltere’de; ABD’de öyle bir tehdit ki “ülke güvenligi” için yıllık 56 milyar dolar bütçe talep ediyor.
El Kaide tehdidi Washington’ın diger ülkelerin iç islerine karısmak ve Amerikan sivil özgürlüklerini yıkmak için en iyi bahanesi haline geldi.
II. Dünya Savası’nın sona ermesi üzerinden 66 yıl, Sovyet çöküsünün üzerinden ise 20 yıl geçti ve Amerika’nın dokuz askeri komutanlıgından ve altı bölgesel komutanlıgından biri olan Avrupa Komutanlıgı oldugu yerde duruyor.
Baska hiçbir ülke dünyada askeri mevcudiyet ihtiyacı hissetmiyor. Washington, kıt kaynaklardan yılda 1.1 trilyon doları askeri ihtiyaçlara tahsis etmenin iyi bir sey oldugunu niçin düsünüyor? Washington paranoyasının bir isareti midir bu? Düsmanı olanın sadece Washington oldugunun mu isaretidir?
Yoksa Washington’ın imparatorluga büyük bir deger atfettiginin, milyonlarca Amerikalı evlerini ve isleri kaybederken vergi mükelleflerinin paralarını ve ülkenin kredi degerliligini askeri mevcudiyet göstermek için har vurup harman savurdugunun mu isaretidir?
Washington’ın Irak ve Afganistan’daki pahalı basarısızlıkları emperyal emellerini yatıstırmadı. Washington basarısızlıklarını örtmek ve gündemini saklamak için görsel ve yazılı medyaya güvenmeye devam edebilir fakat pahalı basarısızlıklar pahalı basarısızlıklar olarak kalacaktır. Washington, imparatorluk pesinde olmanın ülkeyi iflas ettirdigini er ya da geç kabul edecektir.
Washington ve Avrupalı “ortakları” yabancı ülkeleri kontrol etme arayısındayken göçün ABD ve Avrupa kültürünü ve etnik yapısını dönüstürmesi bir paradokstur. Hispanikler, Asyalılar, Afrikalılar ve çesitli etnik kökenden Müslümanlar “Birinci Dünya” nüfusunun her geçen daha büyük bir parçasını teskil ediyor ve beyaz adamın imparatorluguna verilen destek azalıyor. Egitim isteyen, gıda, barınak ve saglık hizmetlerine ihtiyaç duyan insanlar, köklerinin oldugu ülkelerdeki askeri karakolların mevcudiyetine husûmet besleyeceklerdir.
Gerçekte kim kimi isgal ediyor?
Amerikan toprakları Meksika’ya dönüyor. Örnegin, ABD Nüfus Bürosu eski müdürü ve demografi uzmanı Steve Murdock, Teksaslı çocukların üçte ikisinin Hispanik oldugunu ve “Anglo-Amerikanlardan fazla olduklarını” bildiriyor.
Komik degil mi? Washington ve onun NATO kuklaları dünyayı isgalle mesgulken, dünya onları isgal ediyor.

 03.04.2011
Paul Craig Roberts /Counterpunch
Dünya Bülteni için çeviren: M. Alpaslan Balcı