Uygurları Hatırlamanın Tam Zamanı

Uygurları Hatırlamanın Tam Zamanı

Pekin bir yıl önce Uygurlara siddet uyguladıgında dünya yüzünü baska yöne çevirdi. Müslüman dindasları bile Uygurların içinde bulundugu durumla pek ilgilenmiyor.

Carl Gershman*

Bir yıl önce bugün, Çin polisi ülkenin batı bölgesi Sincan'ın baskenti olan Urumçi'deki Uygur azınlıgın düzenledigi barısçıl bir gösteriyi siddet kullanarak bastırdıgında, dünya yüzünü öbür tarafa çevirdi. Uygur İnsan Hakları Projesi'nin söz konusu huzursuzluk konusunda kısa süre önce yayımladıgı 'Kimse bizi duyuyor mu?' baslıklı raporun mesajı bu.

Görgü tanıklarının ifadelerine dayanan rapor, protestoculara açılan (ve yüzlerce ölümle sonuçlanan) atesin yanı sıra toplu dayagı, binlerce insanın rastgele gözaltına alınmasını ve bölgenin dıs dünyayla bagını koparacak sekilde iletisim araçlarının 10 ay boyunca kapatılmasını ayrıntıyla anlatıyor. Geçen hafta Washington'da düzenlenen ve raporun kamuoyuna açıklandıgı konferansta, bir görgü tanıgı polisi Han Çinli güruhlara çelik sopalar verirken gördügünü anlattı; bu durum, güvenlik güçlerinin Uygur karsıtı siddeti kıskırttıgına dair raporları teyit ediyor.

Huzursuzlugun kaynagı içeride

Pekin siddet nedeniyle 'denizasırı düsman güçler'i, özellikle de 2005'te bir Çin hapishanesinden ABD'ye sınırdısı edilen Uygur lider Rabiya Kadir'i suçladı. Fakat huzursuzlugun kaynagı tümüyle içeride; olayların dogrudan sebebi, Urumçi protestolarından 10 gün önce Guangdong'daki bir oyuncak fabrikasında Uygur isçilere düzenlenen saldırıydı.

Urumçi'nin yaklasık 4 bin 800 kilometre dogusunda Uygur isçilerin yasıyor olması, Çin'in Uygur karsıtı politikasını açıkça ortaya koyuyor; bu politika, issiz Uygurlar ve özellikle de genç kadınlar dogu Çin'deki fabrikalarda ise alınırken, Han Çinlileri batıdaki Sincan bölgesine yerlesmeye ve burada is bulmaya tesvik ediyor. Kadınlara odaklanılması da tesadüfi degil, Kadir Washington konferansında su açıklamayı yaptı: “Bu durumun, yetkililerin bizim bir halk olarak devamlılıgımızı tehdit etme çabalarının bir parçası olduguna inanıyoruz, zira bu kadınları evlenecekleri ve aile kuracakları yasta topluluklarından uzaklastırıyorlar.”

Sincan'ın etnik bilesimini degistiren nüfus transferi, aslında Çin'in Uygur halkının hayatta kalmasını tehdit eden sistematik politikasının boyutlarından sadece biri. Uygur dili okullarda fiilen saf dısı bırakılırken, Uygur tarihi ve kültürü hakkındaki yüzlerce kitap yasaklandı, hatta yakıldı. Dini personel 'vatansever yeniden egitim'den geçmeye zorlanırken ve cami insaatları sıkı kontrolden geçirilirken, Uygurların Müslüman inancı saldırı altında. En az bunlar kadar önemli bir nokta da su: Çinli yetkililer, Kasgar'da Eski Kent'i tahrip ediyor, 65 bin evden 200 bin insanı çıkarıyor ve 'Uygur kültürünün besigi' diye adlandırılan bu kenti yok ediyor.

BM Genel Sekreteri General Ban Ki-moon Dogu Kudüs'te Filistinlilere ait 22 evin yıkılması planını 'tahrik edici' ve 'uluslararası hukuka aykırı' diye niteledi. Fakat Eski Kasgar'ın ve bütün Uygur kültürünün toptan yok edilmesi tek bir kelimeyi bile hak etmiyor. George Orwell'in Stalin'i düsünerek söyledigi gibi, “en büyük suçlar… o anın siyasi atmosferiyle uyusmadıkları sürece, gerçekten bütün yönleriyle gözden kaçabilir.” Su açık ki, Uygurların içinde bulundugu korkunç durum, Müslüman dünyadaki dindasları açısından bile su anın siyasi atmosferiyle uyusmuyor.

Geçen hafta açıklanan rapor, Çin hükümetine ve uluslararası topluma tavsiyeler içeriyor. Pekin'e medya özgürlügü ve hukukun üstünlügünün yanı sıra Urumçi protestolarının altında yatan sebeplerin kabul edilmesi konularında yapılan tavsiyelerde dikkat çeken nokta su:

Bu tavsiyeler, 8 binden fazla Çin vatandası tarafından imzalanan ve 'bütün etnik ve dini grupların gelisebilecegi' türden federal bir cumhuriyet çagrısını da içeren 'Charter 08' ilanındaki ilkeler ve hedeflerle de uyumlu.

Çinli demokratlar ve Uygur azınlık, Pekin'deki hükümetin halkın rızasından kaynaklanan demokratik yetkinin yoklugunda mesruluk kazanmak için fitilledigi asırı milliyetçiligin tehdidi altında. Sürgünde baslattıkları diyalogun rejimin tümüyle engelleyemedigi iletisim kanalları aracılıgıyla Çin'in içinde yankı bulması, böylece milliyetçi nefrete karsı koyması ve siddetin bırakılmasıyla Çin için farklı bir gelecege yönelik ortak bir baglılıgı güçlendirmesi gerekiyor.

Uluslararası sorusturma sart

Uluslararası toplum tarafından da birçok sey yapılabilir. Demokrat vekil James McGovern'ın önerdigi bir karar, ABD'nin Çinli yetkililerle görüsmelerde Uygurların haklarını gündeme getirmesini, elçilik çalısanlarının davaları izlemesine imkân tanınmasının talep edilmesini ve Urumçi'de bir konsolosluk açmaya çalısılmasını öngörüyor.

ABD ve uluslararası toplum aynı zamanda, Uygurların geçen temmuzda meydana gelen olaylar için bagımsız bir uluslararası sorusturma yürütülmesi ve Çinli yetkililerle anlamlı bir diyalog baslatılması yönünde üç ay önce yaptıgı çagrıyı da desteklemeli. Uygurların sesini bir süredir kimse dikkate almıyordu. Onları dinleme vakti geldi.

* ABD merkezli Demokrasi için Ulusal Fon -National Endowment for Democracy-adlı kurulusun baskanı

06.07.2010

Radikal