Nüfus Yapısındaki Kanlı Değişim

Nüfus Yapısındaki Kanlı Değişim

Avrupa'nın 2. Dünya Savası'ndan sonra en büyük trajedesinin yasandıgı Srebrenitsa'da 8 bin erkek katledilmisti.

SARAY
BOSNA- Bosna-Hersek'teki savasta Temmuz 1995 yılında 8 bin erkegin
katledildigi Srebrenitsa kentinde yasayan Bosnak ailelerin evlerinin
büyük kısmında erkekleri katledildigi için sadece kadınlar yasıyor.

Avrupa'nın
2. Dünya Savası'ndan sonra en büyük trajedesinin yasandıgı Srebrenitsa,
savas öncesi günlerini özlüyor. Savastan önce 36 bin kisinin yasadıgı,
kaplıcaları ve dogasıyla çok sayıda turistin geldigi, eski
Yugoslavya'nın gelismekte olan 4. büyük belediyesi olan kent, simdi
savasta kaybettigi kurbanları, göç eden insanları, uçsuz bucaksız
“beyaz zambaklar” gibi dikilen mezar taslarıyla adeta terk edilmis bir
kent görüntüsü veriyor.

Sokakları bos olan kentin Bosnakların
yasadıgı evlerde ise tam bir hüzün hakim… Erkeklerini kaybeden
kadınlar, evlerinde kendilerine bırakılan emanete sahip çıkmanın
mücadelesini veriyor. Geceler ise onlar için tam bir kabus oluyor.
Çünkü evlerinde yalnız yasayan bu kadınlar, hala bölgede yasayan
Çetnikler tarafından sık sık rahatsız ediliyor.

Ancak bu
kadınlar, kendilerini rahatsız edenlere aldırıs etmeden mücadelelerine
devam ediyor. Bir araya geldikleri zaman ise çocuklarıyla olan
anılarını birbirleriyle paylasan bu kadınların en büyük mutlulukları
ise rüyaları oluyor. Rüyalarında çocuklarını ve kocalarını gören
Srebrenitsalı anneler, güne ilk olarak sabah kahvesine komsusunun evine
giderek baslıyor. Rüyasını komsusuyla paylasan ve sabah kahvesini içen
bu kadınlar, daha sonra günlük kazançlarının telasını yasıyor.

Ailelerindeki
tüm erkekleri kaybeden bu kadınların önemli kısmı, sadece dogdukları
toprakları baskalarına vermeme adına, acı hatıralarının yasandıgı bu
kente gelmeyi tercih ettigini açıklıyor.

Srebrenitsa
soykırımında 2 oglunu ve kocasını kaybeden Hatice Mehmedoviç, 2001
yılında döndügü kentte, kendisiyle birlikte aynı kaderi paylasan
kadınlarla birlikte “Srebrenitsa Anneleri Dernegi”ni kurdugunu belirtti.

Ailesinde
erkek kalmadıgı için evinin tüm islerini gördügünü ifade eden
Mehmedoviç, “Bu kentte bizler su anda sıgınmacı gibi yasıyoruz. Ancak
bu kent bizim dogdugumuz, büyüdügümüz bir kent, buraya sahip çıkacagız”
diye konustu.

“Yasadıgımız acıyı burada yasayan Sırplara
anlatmak ve onların bizi anlaması için Srebrenitsa'ya döndük” diyen
Mehmedoviç, kadın baslarına zor, ancak anlamlı bir hayat mücadelesi
verdiklerini kaydetti.

Mehmedoviç, dernek baskanı olarak, dernek
üyesi kadınlarla birlikte katıldıkları uluslararası konferanslarda,
etkinliklerde haklı davalarını dünyaya duyurmaya çalıstıklarını
vurguladı.

Bu topraklarda Sırplarla birlikte yasamak zorunda
olduklarını bildiklerini, o nedenle onlarla yasamaktan çekinmediklerini
belirten Mehmedoviç,
“Ancak onlar da bizi kabul etmeliler. Onlar da
bizimle yasamak zorunda olduklarının farkına artık varmalılar. Çünkü
öldürmekle bir yere varılmaz. Biz intikam pesinde degiliz, sadece
dogdugumuz topraklarda, kaybettigimiz degerlerimize ragmen, rahat
yasamak istiyoruz” dedi.

Evlerdeki diger yalnız kadınlar

Srebrenitsa'da yasamını yitiren 8 bin erkegin geride bıraktıgı kadınlardan bir digeri de Fadila Efendiç…

Efendiç, 2 çocugu ve esiyle sürdürdügü mutlu hayatının, 1995 yılında acıya dönüstügünü kaydetti.

Temmuz
1995 yılında Sırplar tarafından evinden alınan esi Hamet ve 1975
dogumlu oglu Feyzo ile dayıları, teyzeleri, amcaları ve kuzenleri basta
olmak üzere 22 yakın akrabasını kaybettigini belirten Fadila Efendiç, o
tarihten bu yana hayatının hep gözyası içerisinde geçtigini söyledi.

Srebrenitsa'ya,
2002 yılında savasta sag kalan kızı Nirhan'la birlikte geri döndügünü
ve hayata yeniden tutunmaya çalıstıgını anlatan Efendiç, bölgeye
dönmemeleri için tehditler aldıklarını, ancak bu tehditlere kulak
asmadıklarını vurguladı.

Srebrenitsa'da kurulan “Srebrenitsa
Anneleri Dernegi”nde gönüllü çalıstıgını anlatan Fadila Efendiç,
erkeklerinin kendilerine bıraktıgı topraklara
sahip çıktıklarını belirtti.

Srebrenitsa
soykırımında 3 oglunu ve kocasını kaybeden 68 yasındaki Nura Mustafiç
ise bir zamanlar ailesiyle birlikte yasadıgı, kent merkezine yakın dag
evinde simdi yapayalnız…

Nura Mustafiç, 2001 yılında döndügü
evinde yalnız basına bir yasam sürdügünü belirterek, “15 yıldır sürekli
gözyası döküp, kaybettiklerimin hüznünü yasıyorum. Çünkü kocamdan ve 3
oglumdan geriye sadece bu ev, bahçem ve elimdeki birkaç resim kaldı”
diyerek gözyası döktü.

Bahçesine ektigi sebzelerle vakit
geçirdigini ve bu sayede rahatladıgını ifade eden Mustafiç, çocuklarını
ve esini rüyasında gördügü zaman en büyük mutlulugu yasadıgını dile
getirdi.

Savas öncesi ve sonrası Srebrenitsa

Srebrenitsa Belediye Baskan Yardımcısı Kamil Durakoviç de, Srebrenitsa'nın savas öncesi ve sonrası durumu hakkında bilgi verdi.

Srebrenitsa'nın
savastan önce çok güçlü bir belediye oldugunu belirterek, köklü tarihi
ve zengin dogal kaynaklarıyla eski Yugoslavya'nın önemli bir kenti
oldugunu dile getiren Durakoviç, “Srebrenitsa, eski Yugoslavya
döneminde gelismekte olan 4'üncü büyük belediyeydi. Burada bulunan
kaplıcalar ve sifalı su, her yıl binlerce yerli ve yabancı turisti
Srebrenitsa'ya çekiyordu” dedi.

Srebrenitsa'nın simdi halkıyla
birlikte bir savas kurbanı oldugunu belirten Durakoviç, savastan önce
kentte 28 bini Bosnak olmak üzere, 36 bin 666 kisinin yasadıgını
bildirdi.

Durakoviç, su anda kentte 4 bin Bosnak, 6 bin Sırbın
yasadıgını ifade ederek, ancak Bosnak nüfusun önemli kısmını erkeklerin
katledilmesinden dolayı kadınların olusturdugunu söyledi.

Bosna'nın
dogusunda bulunan Sırbistan sınırındaki Srebrenitsa'nın savas sırasında
Birlesmis Milletler tarafından “güvenli bölge” ilan edildigini
anımsatan Durakoviç, bunun üzerine kentte o dönemde yogun bir mülteci
akını yasandıgını belirtti.

Durakoviç, BM'nin “güvenli bölge”
ilan ettigi Srebrenitsa'ya General Ratko Mladiç'e baglı birliklerin
saldırdıgını, binlerce insanın katledildigini ve Bosnaklara ait 6 bine
yakın evin yıkıldıgını kaydetti.

Alt yapısı yok edilen, binaları
yıkılan, insanları katledilen bir kentte belediyecilik yapmanın çok zor
oldugunu söyleyen Durakoviç, “Srebrenitsa'da savas öncesinde okullarda
okuyan 11 bin ögrenci vardı, ancak bu sayı su anda sadece bin
civarında. Savasın en acı boyutunu ortaya koyan bir rakam bence budur”
dedi.

Kamil Durakoviç, Srebrenitsa'nın Bosna Sırp Cumhuriyeti'nin sınırları içinde kaldıgına isaret ederek, sözlerini söyle sürdürdü:

“Geri
dönmek isteyen Srebrenitsalılar için yasama ortamı ve is imkanı
saglayacak projeleri hayata geçirmekte zorlanıyoruz. İnsanlarımız
buraya geri dönme isteklerini kaybetti. Çocuklarımız baska sehirlerde
yüksek ögrenimlerini görüyor ve muhtemelen de o yerlerde is
arayacaklar. Srebrenitsa'nın gidisatını devletin siyaseti çok etkiliyor.

Sırplar
gerçeklerden kaçıyorlar, gerçegi kabul etmiyorlar ve onlarla
sorunlarımız bu yönde. Potoçari'deki mezarlıgı her yıl dünyanın farklı
yerlerinden birçok okulun ögrencisi ziyaret ediyor, ama
Srebrenitsa'daki okullardan böyle bir ziyaret hala gerçeklesmedi.”

Kamil
Durakoviç, kentteki fabrikaların Bosnak nüfusun mülteci oldugu bir
dönemde özellestirildigini ve çogu fabrikayı Sırbistan vatandaslarının
da aralarında oldugu Sırpların satın aldıgını ifade ederek, “Bu durumda
Bosnakların is bulmaları çok daha zor. Bosnaklar daha çok belediyede
çalısıyorlar. Belediyenin bütçesi oldukça kısıtlı, gelen yardımlarla
çalısmalarını devam ettirebiliyor” dedi.

Durakoviç,
Srebrenitsalı kadınların erkeklerini kaybettikten sonra çok büyük bir
hayat mücadelesi verdiklerini ve onların bu mücadelelerinin takdire
sayan buldugunu dile getirerek, “Onlar devletten aldıkları yardımları
kendilerine harcamak yerine çocuklarının egitimine ayırdılar. Kadınlar
güç kosullar altında çocuklarını okuttu. Su anda 400 çocugumuz
üniversite ögrencisi. Bu da bizim en büyük kazancımız” seklinde
sözlerini tamamladı.(aa)

Radikal