Patani : Ekonomik Ve Sosyal Alandaki İhlaller

Patani : Ekonomik Ve Sosyal Alandaki İhlaller

Patani halkını Tay hükümetine karsı direnmeye iten en önemli etkenlerden biri de, bölgenin 1950’lerden bu yana ekonomik olarak marjinallestirilmesidir. 1960 ile 1997 yılları arasındaki süreçte, Tayland ekonomisinin Güneydogu Asya ülkeleri arasında oldukça önemli bir pozisyona gelmesine ragmen Patani halkının ekonomik sorunlarla bogusması, Tayland’ın bölgeyi ne derece dikkate aldıgının bir göstergesidir. Patani halkının yasadıgı ve Güney Tayland olarak nitelendirilen bu topraklar, Tayland’ın en verimli arazilerine sahip oldugu halde, su an ülkenin en fakir bölgesi durumundadır. Ülke içerisinde yatırımlardan çok düsük bir pay alan Patani bölgesindeki Müslümanlar, ellerindeki cüzi imkânlarla ancak günlük hayatlarını devam ettirebilmektedirler.

Tayland tarafından yıllardır ihmal edilmis olan bu bölgede, ilkel tekniklerle üretim yapmaya çalısan Patanililerin ürünleri, kalitesi düsük oldugu gerekçesiyle devlet tarafından ragbet görmemektedir. Ürünlerinden çok cüzî gelirler elde eden Patanililer, devletin ilgisizligi karsısında çareyi arazilerini, bölgenin piyasasına hakim konumda olan ve modern tekniklerle üretim yapan Çinlilere ve Taylara yine çok düsük fiyatlara satmakta bulmaktadırlar.

1950’li yıllarda bile ekonomik olarak bugünkü konumundan daha iyi durumda olan Patani’deki ekonomik çöküsün baslangıcı 1960’a dayanıyor. Bu yıllardaki verilere göre, Tayland genelinde 1960-1963 yılları arasında Patani, gayri safi milli hasıla ve kisi basına düsen milli gelirlerde büyük ölçüde düsüs yasanan tek bölgeydi. Bu üç yıl içerisinde Tay para birimiyle kisi basına düsen gelir 100 baht (5 $) civarında düstü. Tayland’ın diger bölgelerinde ise ekonomik gelisme yasanmaktaydı. Bangkok’ta kisi basına düsen gelir 630 bahta, kuzey Tayland’da 210 ve kuzeydoguda ise 70 bahta çıktı.

Tay hükümeti tarafından 1960’lardan günümüze dek devam eden politikalarla fakirlestirilen Patani halkının arazileri de Budistlere verildi. 1960’da Patanililerin %72’si küçük ölçekli araziler üzerinde yaptıgı çiftçilikle geçinmekteydi. Fakat daha sonra buralarda uygulanan Nikhom Santong-eng (Kendi Kendine Yeterli Yerlesim) projesiyle, bölgedeki araziler Tay Budistlere verildi. Patani’de, Tay Budistler ve Malay Müslümanlar arasındaki nüfusun “dengesiz” dagılımını düzenleme adı altında buradaki Müslüman nüfusu azaltmayı amaçlayan projeye göre, bölgeye yerlesen bir Tay ailesine 7,2 ila 10 dönüm arasında arazi hibe edilecekti. Hükümetin bundaki amacı, Tayları buraya göçe tesvik ederek bölgedeki Budistlerin nüfusunu arttırmaktı. Tayland bu projeyle 650 bin kadar Tay’ı buraya yerlestirmeyi planlıyordu. Böylelikle yönetim tarafından kültürel olarak Taylastırılmaya çalısılan Patani bölgesi, sayısal olarak da Taylastırılıyordu. Projenin uygulanmaya baslandıgı sekiz yıl içerisinde 160 bin Tay aile bölgeye yerlesti.

Böylelikle topragın ogulları “Bumiputera”lar için kendi topraklarına maddi ve manevi yabancılastırılma devam etmekteydi. Yönetimin bu ayrımcı politika ve projeleri yüzünden, 1964 ile 1974 yılları arasında Müslümanlar ve hükümet arasındaki baglar büyük ölçüde zayıflamıs ve bölgedeki gerilim oldukça yükselmisti. 1974’ten sonra Tayland, Patani halkının direnisini kırmak için bölgeye yönelik ekonomik iyilestirme projeleri gelistirdi. Fakat kagıt üzerinde kalan bu projelere ayrılan ödeneklerin bir kısmı, Patani’nin Tayland körfezinde bulunan sahillerindeki dogal gaz ve petrol tesislerinin alt yapılarına harcandı. Bir kısmı da bölge idarecilerinin mal varlıklarına aktarıldı.

Patani’deki olayların zirveye ulastıgı 80’li yılların basında Tayland’da bir yönetim degisikligi de gerçeklesmisti. Bu yeni yönetim, olayların ciddiyetini görerek, o güne kadar süregelmis kültürel asimilasyon ve ekonomik marjinallestirme politikaları yerine siyasi entegrasyon yoluna giderek muhtemel bir toplu ayaklanmaya engel olmak istiyordu. Bu amaçla yönetim tarafından, bölgede uygulanmak üzere yeni ekonomik iyilestirme programları ortaya kondu. Fakat yine hükümetin ihmali sebebiyle bu politikalarla günümüze kadar bir sonuca ulasılamadı. Örnegin 2002’de Bangkok’ta kisi basına düsen aylık gelir Tayland para birimiyle 28.239 baht iken, bu rakam Patani’nin Narativat bölgesinde 2.224’e kadar inmekteydi.

Ekonomik olarak Tayland’dan soyutlanmıs olan Patani halkı, bu durumun sebep oldugu olumsuz etkilere sosyal hayatında da maruz kalmaktadır. Patani’deki birçok is sahası bölgede %6’lık bir nüfusa sahip olan Çinliler tarafından isgal edilmis durumdadır. Patanili Müslümanlar ise genellikle Çinli tüccarlar ya da Çin sirketlerinin elinde olan çiftliklerde vasıfsız isçi olarak çalısmaktadırlar. Tay hakimiyeti altında olan memur kadroların yanında, Malay halkın büyük çogunlugunun geçimini çiftçilikten sagladıgı Patani’deki toprakların büyük bir kısmı da Taylar tarafından sahiplenilmis durumdadır. Tay hükümetinin de destegiyle bölgedeki orta ve genis ölçekli ekonomik faaliyetlerin çogu, toprakların asıl sahipleri yerine buraya sonradan yerlesmis Tayların ve Çinlilerin eline geçmis bulunmaktadır.

Her zaman için devlet kadrolarına alınmada geri planda bırakılan Patanililerin, devlet daireleri ve resmi makamlardaki sayıları bugün de çok düsüktür. Bürokraside ya da memuriyette kuzeyden Patanili olmayan bir Müslüman, Patanili Müslüman’a tercih edilmektedir. Çogunlugun Malay oldugu Patani bölgesinde bile Malay memur sayısı oldukça azdır. Devlet dairelerinde çalısan Patanili memurların çogu devlet politikası geregince genelde egitim alanında çalısmaktadırlar. Yine ordu ve polis teskilatlarında çalısan Patanililerin sayısı da oldukça azdır. Malay memurların terfî etme olanakları da resmiyette olmasa bile fiilî olarak devlet tarafından büyük ölçüde engellenmektedir. Devlet tarafından ayrılıkçı grup üyeleri olarak görülen Patanili memurlar çogu zaman istifa etmek zorunda bırakılmaktadır. Patanililerin Tay diline yeterince hakim olmamaları da memuriyet hayatlarını olumsuz etkileyen faktörlerden bir digeridir. Birçok Patanili, Tay diline iyi derecede hakim olmadıgı için memuriyet hayatına atılamıyor. Bunun yanında devlet islerinde çalısan Patanili memurlar, çogu zaman bölge halkı tarafından da isbirlikçi oldukları gerekçesiyle dıslanıyorlar. Halkın tepkisine maruz kalmak istemeyen Patanililer, yine bu alandan uzak durmaya çalısıyorlar.

Patanililere oldukça yabancı olan Tay memurlar ise halkı sadakatsiz ve devletin huzurunu bozan isyancılar olarak görüyor. Bu bürokratlar, tabîi olarak halka zorluk çıkarıyor, kibirli, kaba ve ayrımcı bir tavır sergiliyorlar. Bu durum Patanilileri daha da magdur ediyor.

Az sayıda Patanili’nin ugrastıgı ticari faaliyetler ise mobilyacılık, ipek üreticiligi ve lokantacılıkla sınırlı. Her yıl yaklasık 15 bin Müslüman’ın hacca gittigi Tayland’da, hac organizasyonu yapmak da buradaki en önemli is alanı. Fakat Patanililerin maddi imkansızlıkları ve yeterli sermayeye sahip olmamaları nedeniyle bu alanları da Çinliler isgal etmeye baslamıs durumda. Diger etnik grupların Patanililere karsı olan tutumları ve ön yargıları da, is sahasındaki sanslarını azaltıyor. Bundan dolayı birçok Müslüman is bulabilmek için isim degistirme taktigine giderek Tay ismi alıyor. Önceleri zorunlu bir uygulama olan bu durum, simdi ekonomik kosulların etkisiyle halk tarafından talep edilir hale gelmis durumda. Çok az sayıdaki isveren Patanilileri tercih ederken, yine çok az sayıda Müslüman’ın isyeri müsteriler tarafından ragbet görüyor. Bunun üzerine Patanililer, çareyi kendileri için imkanların büyük ölçüde sınırlanmıs oldugu Tayland’ın dısında arıyorlar.

Dünyanın altı büyük gıda ihracatçısından biri olan Tayland, tarım alanında Güneydogu Asya ülkeleri arasında en gelismis olanı. Tayland bu bölge içerisinde pirinç, seker, ananas, deniz ürünleri ve et üretiminde öncü bir ülke. Diger bir önemli alan olan balıkçılık sektöründe ise Tayland, dünyanın ilk 10 ülkesi arasında yer alıyor. Ekonomisi 1997 Güneydogu Asya ekonomik krizine kadar bu bölgedeki ülkeler arasında en hızlı büyüyenlerden biri olan Tayland; Hong Kong, Güney Kore ve Singapur’dan sonra besinci sanayi ülkesi olarak kabul edilmekte. Tayland’ın bu ekonomik gelisiminin yanında, Patani bölgesindeki halkın ekonomik problemlerle bogusması, buradaki ayaklanmanın en önemli sebeplerinden.

Patani Malayları, Tayland siyasetinden de alanında da büyük ölçüde diskalifiye edilmis durumdalar. Özellikle asırı milliyetçi Tay yönetiminin engellemeleri nedeniyle Patanililerin siyasi katılımları günümüze kadar oldukça düsük düzeyde kalmıs. Yönetimin engellemeleri yanında katılımın düsük olmasındaki diger önemli faktörler ise, finans ve dil sorunu. Bölgedeki halk, siyasi bir olusuma gitmede yeterli maddi kaynaklara sahip olmamakla beraber, Tay yönetiminin baskıcı politikalarına tepki olarak resmi dil olan Tayca’yı ögrenmemekte direndikleri için, çogu Patanili bu dile hakim degil. Böylelikle Patanililer, siyasi arenada kendilerini temsil edecek bir organa bugüne kadar sahip olamamıslar.

1980’lerin basında göreve gelen yeni Tay yönetimi tarafından, asimilasyon yerine, Patani’de ekonomik ve siyasi reformlara vurgu yapan yeni stratejiler olusturulmasıyla uygulamaya geçen çevreleme politikası ile Patanililere birtakım imtiyazlar verilmisti. Bununla Patanililere Müslüman kimliklerini ifade edebilme, Müslüman isimleri kullanabilme, Müslüman bayanlara basörtüsü giyme serbestligi getirildi. Bu degisim büyük ölçüde 1980’lerden sonra ve 1990’ların basına kadar buradaki siddet olaylarının azalmasına neden oldu. Fakat bu yenilikler günümüze kadar süre gelmis olan ve Patani’deki direnisi tekrar tetikleyen iki problemi; idari yolsuzluk ve entegrasyon politikaları problemlerini ortadan kaldıramadı.

Kaynak : İHH