Afrika: Somali Kaosa Teslim

Afrika: Somali Kaosa Teslim

Gelinen asamada Somali’de 2007 yılı basından itibaren çatısmaların nitelik degistirdigini çok rahatlıkla söyleyebiliriz. Çatısmalar, kabile savasından, İslam-gayrı İslam çatısmasına dogru evrildi.

Açlık ve cehaletin, isgal politikalarıyla birlikte insan hayatını yok ettigi en ironik örneklerden birisi Somali’de yasanıyor. 1990’lı yıllarda dünya gündemine açlık ve kabileler arası çatısma ile sık sık gelen Somali’nin yazgısı son bir yıldır yine degismedi. Buna kuskusuz ilahi bir yazgı demek mümkün degil. Somali, 20. yüzyılda insan eliyle üretilmis en ciddi afetlerden biri.

1991 yılına kadar kötü de olsa bir devleti olan ve merkezi otoriteye sahip olan ülke, kabilevi ve ideolojik sebeplerle düsürülen Saad Barre’den bu yana çatısmasız gün görmedi.

Rakip kabilelerin mevzi çatısması geride bir milyondan fazla ölü, binlerce sakat insan ve alt yapısı tamamen yok edilmis bir ülke bırakırken, uluslararası güçlerin mide bulandırıcı emperyalist hevesleri zengin ülkeyi fakirligin pençesine itti.
Savas agaları, ideolojik ya da siyasi bir gündemle savasmıyor. Tek amaçları ellerinde tuttukları maddi servetin, kaçakçılıgın devam etmesi. Savas agaları, uyusturucu, silah, cep telefonu ve gıda tekeli durumunda. Savas agalarını destekleyen finansörler, bu ticareti yürüten büyük toprak sahipleri, liman ve havaalanı sahipleri ile bunların yurt dısındaki baglantılarını olusturan sahıslar.

Savas agalarının her birinin kendi bölgesinde bastırdıkları paraları bulunuyor. Yurt dısındaki göçmenlerin Somali’deki akrabalarına gönderdikleri dolarları ülkede dogrudan dogruya harcamak mümkün degil. Bu savas agalarından hangisinin bölgesinde yasıyorsanız, dolarları alıp ona götürmek ve o bölgede geçerli parayla degistirmek zorundasınız. Bu ithal dolarları bozdurmak için kullanılan kuru da tabi ki bu agalar belirliyor. Topladıkları bu dolarları kendi savas düzenlerini sürdürmek için kullanıyorlar.

Kendilerini kabile lideri olarak lanse eden savas agalarının her biri kendi bölgesinde devlet ve hükümet baskanı. Bugün Somali’de en az bes devlet baskanı bulunuyor.

Açlıktan ve salgın hastalıklardan insanların hayatını kaybettigi, paranın insan yasamını kurtarmak yerine öldürmeye harcandıgı Mogadisu’da istediginiz silahı bulmak için serbest pazarlar dahi bulunuyor. “Bakara Pazar” adlı yer, savas agalarının en ugrak yeri durumunda.

Ülkede altı büyük kabile ve dolayısıyla altı büyük savas agası bulunuyor. Bu altı büyük kabileyi nüfus içinde sahip oldukları oranlara göre su sekilde sıralayabiliriz: Haviye (%25), Isaak (%22), Darod (%20), Raksanveyn (%17), Dir (%7) ve Digil (%6).

Bu kabilelerin en büyük ilk dördü iktidarın sahibi durumunda; mevcut geçici parlamentoda her birinin 61’er tane milletvekili bulunuyor. 275 sandalyeli parlamento, seçimle degil tamamen atama yoluyla bu kabilelerin kendi aralarında Amerikan arabuluculugunda bir araya gelerek olusturdukları bir yapı. 2000 yılında Kenya’da “4,5 Formülü” ile olusturulan bu yapıya göre ilk dört büyük kabile parlamento ve hükümette aslan payını alacak, kalanlar ise buçukla yetinmek durumunda olacaklar. Bu çerçevede, tüm grupları tatmin etmek üzere dünyanın en fazla sandalye sayısına sahip olan hükümet, baslarda 90 bakana sahip iken, sonradan yapılan revizyonla bu sayı 40’lara kadar çekildi. Ancak bu gruplar kendi aralarında makam ve mevki dagıtırken, ülkenin farklı bölgelerinde yeni bir olusumun ayak sesleri yükseliyordu:

İslam Mahkemeleri

İslam mahkemelerinin kurulusu aslında çok basit bir is anlasmazlıgına dayanıyor. Yerel mahkemeler, akitlerine uymayan, hırsızlık yapan ve bazı suçluların cezalandırılmasını isteyen is adamlarının talebiyle insaf sahibi insanlarca kuruldu. Bunlar, huzuru saglamak üzere yerel mahkemeler insa ederken, düzeni saglamak üzere silahlı kisilerce desteklenmisti. Daha sonra bu mahkemeler düzen isteyen diger bölgelerde de mahkemelerin kurulması ile bir süre sonra birleserek İslam Mahkemeleri Birligi’ni kurdular. Zaman içinde sayıları 40’ı asan bu mahkemeler birleserek İslam Mahkemeleri Birligi adlı grubu olusturdular. Mahkemeleri olusturanlar, bazı din adamları, is adamları ve degisik kabilelerden silahlı militanlardı.
Mahkemeler, sertlik yanlıları ile ılımlı degisik gruplardan olusmakta. Ilımlılar düzen ve istikrarı saglamak isterken, sertlik yanlıları silahlı mücadeleye öncelik vermis durumdalar.

Bununla birlikte mahkemeler, halkı ürkütecek bir seriat uygulamasına girmediler. Hatta yıllar süren kaos sebebiyle insanlar, sagladıkları nispi sükunet sebebiyle mahkemelere destek verdi. Yol kesicilerin tasfiyesi sebebiyle Somali’de fiyatlar dahi düsmeye basladı.

Mahkemelerin en önemli gelir kaynagı, zengin Arap ülkelerindeki bagıslardı. Sura Heyeti Baskanlıgı’nı, 61 yasında asker emeklisi, el-Kaide’ye yakın olmakla suçlanan İttihad-ı İslam Grubu’nun Baskanı Hasan Zahir Uveys yaparken; İcra Komitesi Baskanlıgı’nı Seyh Serif Seyh Ahmet yürütüyor. Bu kisilerden hangisinin daha güçlü oldugu belli degil ancak siyasi olarak Serif Ahmet’in, silahlı olarak da Zahir Uveys’in güçlü oldugu ortada.

Gelinen asamada Somali’de 2007 yılı basından itibaren çatısmaların nitelik degistirdigini çok rahatlıkla söyleyebiliriz. Çatısmalar, kabile savasından, İslam-gayrı İslam çatısmasına dogru evrildi. Dolayısıyla bundan sonraki süreçte gelismeleri İslam’ın temel belirleyici oldugu bir pazarlık dönemi beklemekte.

Yeni asamanın bir diger özelligi de uzun soluklu bir çatısma sürecinin kapısını aralamıs olması. İslam mahkemeleri, isgalden sonra kabilelerin içine döndü. Bunların her biri kendi kabileleri içinde uyuyan hücre konumunda. Dolayısıyla kabilelerinden aldıkları destekle, Irak gibi uzun vadeli bir gerilla savasına girismeleri söz konusu. Bugün Somali’de yasananları anlayabilmek için gelismeleri üç boyutta ele almak gerekiyor: Uluslararası iliskiler ve küresel rekabet düzleminde, bölgesel rekabet düzleminde ve yerel rekabet düzleminde.

A. Uluslararası rekabet düzleminde ele alacak olursak su tespitleri yapabiliriz:

1. ABD bölgeyi nüfuzuna almak istiyor. Çünkü Somali stratejik bir geçis yolu üzerinde bulunuyor.
2. Hammadde kaynaklarına ulasmanın yanı sıra, Somali’de kendisinin sahip oldugu zengin uranyum yatakları bulunuyor.
3. Afrika egemenligi için ABD’nin Cibuti’deki askeri üssünün önemi artıyor. Dolayısıyla bu ülkedeki etnik gruplarla aynı aileden gelen Somali’nin kontrol altında tutulması zorunlu.
4. Aden Körfezi, Suud ve Fars körfezi dibindeki Somali’de güçlü bir İslamcı olması Amerikalılar açısından büyük bir risk. ABD, Bu riski önlemek için daha sadık bir hükümet gerekiyor.

B. Bölgesel rekabet düzleminde ele alacak olursak:

1. Etiyopya’nın bölgeye iliskin hesapları göz önüne alındıgında, asagıdaki tespitleri yapmamız mümkündür:
a. Etiyopya, Somali’nin güçlü olmasına öteden beri karsı.
b. Somali, Etiyopya’nın denize en önemli çıkıs noktasıdır. Bu yüzden Etiyopya, kendisi için stratejik bir konumda olan böyle bir ülkenin denetiminde olmasını istiyor.
c. Etiyopya’nın tarihi düsmanı Eritre’nin Somali’deki güçlere destek vermesi, Etiyopya’yı rahatsız ediyor. Bu nedenle Etiyopya olayların kendi kontrolünde olmasını istiyor.
d. Etiyopya, İslamcı hükümetin, kendi ülkesindeki Müslümanları etkilemesinden kaygı duyuyor.
e. Etiyopya, Somali’de istikrarlı bir hükümet olusması halinde, bu hükümetin Etiyopya isgali altındaki Ogaden’i yeniden talep etmek istemesinden korkuyor.
2. Eritre, öteden beri Etiyopya’nın Somali’yi zayıflatmasına karsı. Eritre, Etiyopya’nın tarihi düsmanı oldugu için, buldugu her fırsatta Etiyopya’yla hesaplasmayı düsünüyor. Su an Somali’deki Etiyopya etkisi Eritre’yi kaygılandırmakta.
3. Kenya ve Cibuti, etnik unsurlar sebebiyle Somali’nin taleplerinden kaygı duyuyorlar. Bu nedenle Somali’nin kargasa içinde olması islerine geliyor.

C. Yerel rekabet düzleminde

1. Kabileler arasındaki rekabet
2. Savas agalarının kirli iliskilerinin istikrar istememesi.

Çözüm ne olabilir?

Somali’deki çatısmada iki taraf olmadıgı için, çözümün de çatısmaların niteligine uygun olarak çok taraflı olması gerekiyor. Bu çerçevede, ülkenin baslıca altı kabilesinin ikna edilecegi ulusal bir uzlasma olmalı. Bu uzlasmayı siyasetçiler degil, her kabilenin içinde bulunan ileri gelen dini önderler ve tarikat seyhleri saglayabilir.
Çözümün bir diger boyutunda, kabilelerin kendi bölgelerindeki hakimiyetlerini sürdürmeye yardımcı olan kara borsa ve kaçakçılıgı yürüten yerel sebekeler çökertilmeli. Bunun uluslararası baglantılarını olusturan mafya tarzı yapılanmalar ile uluslararası banka hesapları da sıkı takibe alınmalı. İslamcı grupları çökertme adına tüm dünyadaki finans sistemini yakından takip eden Batılıların, Afrika’daki iç savasları besleyen bu tür finans yapılanmalarını görmezden gelmeleri ayrıca dikkat çekicidir.

Dolayısıyla çözümün bir diger ayagında Amerika’nın bölgedeki kabilelere askeri ve maddi destegi kesilmelidir. Amerika’nın bir bölgede önce kaos üretip, sonra terör bahanesiyle oraya yerlesmeye dair anlayısı mahkum edilmeli ve önlenmelidir.
Çevre ülkelerin özellikle Etiyopya’nın Ogaden gibi bölgeleri isgali altında tutarak kaos üretme siyasetini terk etmesi ve dogal sınırlarına çekilmesi de çözümün olusumunda hayati önemdedir. Bir bu kadar önemli olan Etiyopya’nın Somali ile iliskilerini yeniden gözden geçirmesidir. Etiyopya’nın Somali’de is birlikçi bir hükümet edinmeye çalısması içerideki çatısmayı daha da tırmandırmaktadır. Bu ise uzun dönemde barısı önleyecektir. Çünkü Etiyopya ile iyi geçinen bir Somali hükümeti iç dinamikler sebebiyle yürümez. Zira, Türk-Yunan çekismesine benzer bir sekilde iki taraf arasında tarihi bir düsmanlık vardır. Bu sebeple iç barısın yolu, çevre ülkelerin kendi yandasları aracılıgı ile Somali iç islerine müdahaleye son vermelerinden geçmektedir.

Kaynak : Düsünce Gündem