
ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Bolton’ın, ABD’nin politikalarına karşı çıkan ve ABD’ye hesap sormak isteyen uluslararası kurumlara karşı takındığı tutumun son kurbanı Uluslararası Ceza Mahkemesi oldu.
Soykırım, insanlığa karşı suç, savaş suçu ve saldırı suçlarına ilişkin yargı yetkisine sahip olan Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM), üye ülke topraklarında bu suçların kapsamına giren olaylara ilişkin re’sen soruşturma başlatabildiği gibi, üye ülke veya Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) tarafından tevdi edilen olaylar için de soruşturma başlatabiliyor.
Kural olarak UCM sadece taraf ülkelerin topraklarında işlenen suçları ve taraf ülke vatandaşlarının herhangi bir yerde işlediği uluslararası suçları yargılayabiliyor. UCM’nin kurucu anlaşması olan 1998 tarihli Roma Statüsü’ne taraf olmadığı için mahkeme, ABD vatandaşlarının işlediği suçlara ilişkin yargı yetkisi kurmakta güçlük çekiyor. Ancak Mahkeme, yargı yetkisini tanıyan ülkelerin topraklarında işlenen suçların failleri mahkemeye taraf olmayan bir ülkenin vatandaşı olsa da, Statü’nün 13. maddesi gereğince yargılama yapabiliyor.
İşte bu madde sayesinde UCM Afganistan, Romanya, Polonya ve Litvanya gibi diğer üye ülke topraklarındaki CIA'nın gizli işkence merkezlerinde işlenen savaş suçlarını soruşturmak için, 2007 yılında başlattığı ön incelemeyi 2017 yılında tamamladı. Mahkemenin bu hamlesini hedef alan Trump yönetimi, ABD aleyhine alacakları bir karar karşısında UCM hakimlerini yaptırıma tâbi tutacağını açıkladı.
İşkence üsleri yıllarca gizli tutulmuş
Genelde CIA’nın toprakları dışındaki işkence üssü olarak yalnızca Guantanamo Bay hapishanesi bilinir. CIA’nın “Olağanüstü Gözaltı Programı” (Extraordinary Rendition Program) olarak ifade edilen sisteme dahil ettiği kişilere uyguladığı işkenceler uzun yıllar gizli tutsa da, bugün artık bu işkence merkezleri ve icra edilen faaliyetler daha fazla bilinir hale geldi.
Tarifi biraz zor olan bu işkence merkezleri herhalde en hızlı şekilde, Colonia Dignidad adlı filmde konu edilen kampa benzetilerek açıklanabilir. ABD, El-Kaide ile ilişkisi olduğunu düşündüğü kişileri, dünyanın herhangi bir yerinden ajanları marifetiyle kaçırarak yerini çok az kişinin bildiği, Avrupa, Kuzey Afrika, Asya ya da Ortadoğu’daki “olağanüstü gözaltı programı” uyguladığı işkence merkezlerine götürüyor.
Haklarında isnat edilen suça ilişkin bilgi verilmemesi bir yana, mağdurların avukata erişim hakkı, bağımsız ve tarafsız bir hakim önüne çıkma hakkı, susma hakkı, dosyasına erişim hakkı ve buna benzer en temel haklarının da ihlal edildiği biliniyor. Burada tuttuğu El-Kaide mensuplarına çeşitli işkenceler uygulayan CIA’nın tek “meşru” amacı ise örgüte ilişkin istihbarat elde etmek.
Haberin detayları için: https://bit.ly/2xX3KtU