Batının Bir Geleceği Var Mı?

Batının Bir Geleceği Var Mı?

Ahlaki bilince, adâlet hissine veya zekâ pırıltısına sahip olanlar için Amerika’da yasam son derece zorlasıyor. Suna bakın:

İkinci bir sahte iç çamasırı bombacımız var ki ilk numaradan çok daha fantastik. İkinci iç çamasırı bombacısı sözde el Kaide tarafından istihdam edilen bir CIA elemanı veya muhbiriydi; el Kaide ise Amerikan makamlarının maglup ettiklerini, bozguna ugrattıklarını ve artık önemli olmadıgını iddia ettikleri bir örgüt.

Bilim ve teknoloji laboratuarından mahrum olan maglup edilmis bahse degmez bu örgüt, porno-tarayıcıların tespit edemedigi “görünmez bomba” icat etti. New York Times’a konusan üst düzey bir emniyet yetkilisine göre korkutucu olan asıl sey, “eger bir tane üretmislerse muhtemelen daha fazlasının olabilme ihtimalidir.”

Dısisleri Bakanı Hillary Clinton “bizzat bu plan, teröristlerin masum insanları öldürmenin daha sapık ve berbat yollarını bulmaya çalıstıklarını göstermektedir” dedi. Hillary, mansetler Amerika’nın Afganistan, Pakistan, Yemen ve Afrika’da ileri teknoloji ürünü insansız hava araçlarıyla kadınları ve çocukları öldürmeye devam ettigini söylerken dile getirdi bunu. Önlenen düzmece plan ona göre “yurtiçinde ve yurtdısında ulusumuzu, dost ulusları, Hindistan ve digerleri gibi halkları koruma hususunda niçin müteyakkız olmamız gerektigini de hatırlatmaktadır.”

FBI direktörü Robert Mueller bu düzmece planın, fesat planlarını tespit etmek amacıyla izinsiz dinleme ihtiyacını ispatladıgını söyledi Kongre’ye. Cumhuriyetçi Pete King ve Demokrat Charles Ruppersberger, planın bir CIA operasyonu oldugunu ifsa ettigi için medyaya yüklendi ve hakikatin, savas çabalarını ve askerlerin hayatını tehdit ettigini ileri sürdü.

Alternatif medya bile bu sahte plana baslangıçta aldandı. Görünüse göre, saygın lideri Usame bin Ladin’i ABD komandolarınca öldürülmek üzere bir Pakistan köyünde yalnız ve korumasız bırakıp kaçan dagılmıs ve zavallı haldeki el Kaide’nin nasıl olup da – cihaz hakkında Amerikan istihbaratından birifing alan Senato istihbarat Komitesi Baskanı Dianne Feinstein’in tanımınıyla – “tespit edilemez bir bombayla” CIA’yi savunmasız yakalayabildigine hiç kimse durup da hayret etmedi.

Dısisleri Bakanının müflis Amerika’yı ve onun çözülen sosyal güvenlik agını “Hindistan ve digerlerini” teröristlerden korumaya tahsis ettigini gözden kaçırmayın. Son aldatmacanın gerçek önemi, korku dolu Amerikan halkına “iç çamasırına saklanan tespit edilemez bir bombanın” takdim edilmesindedir.

Neyi hatırlatıyor bu peki? Benim neslimden olanlar yahut bilim kurgu tutkunları hemen Robert Heinlein’in Kuklanın Efendilerini hatırlayacaklardır.

1951’de yazılan ama bizim zamanımızda sahnelenen bu romanda yeryüzü, insan bedenine giren ve kisinin kontrolünü ele geçiren küçük yaratıklarca isgal edilir. İnsanlar, efendilerinin kuklası haline gelirler. Washington’daki kalınkafalılar isgalin gerçek oldugunu, bunun komplo teorisi olmadıgını anlayana dek Amerika’nın büyük bir kesimi isgalcilere boyun eger.

Yaratıklar, giyisiler içindeki insanlarda tespit edilemezler ve fermana göre giyisiler içindeki herkes birer zanlıdır. Herkes çıplak dolasmalıdır. Kadınların el çantası tasıması bile yasaklanır çünkü yaratık, kadının eline tutusturulmus çantada olabilir.

CIA, haber kaynakları ve Dianne Feinstein’e brifing verenler maglup el Kaide’nin “tespit edilemez” bir bombayla çıkageldiginde haklıysalar, havalimanı güvenliginden çıplak halde geçmeliyiz.

İyi de bu nasıl mümkün olabilir? Eger her bir yolcu soyunma odasından geçerek taranacaksa havalimanı güvenligini saglamak ne kadar süre alacak? Bir yolcunun Kuzey veya Güney Amerika’da arabayla daha hızlı seyahat edemeyecegi bir yer yok sanırım. Yahut Amerika’daki bunaltıcı issizlik seviyesine bir cevaptır bu. İnsanlar uçaga binmeden önce onları çıplak halde görecek milyonlarca issiz Amerikalı istihdam edilecektir.

Yurt Güvenligine baglı Ulasım Güvenligi İdaresi tren, otobüs ve hava yolu seyahatine hiçbir sorunla karsılasmaksızın tecavüz ederken giyim sanayi tam bir çöküs mü yasayacak? Bizi izlemeye devam edin.

Meshur bir filozof birkaç yıl önce bir makale yazmıs ve Amerikalıların suni veya sanal gerçeklikte yasadıgını söylemisti. Bir diger meshur filozof, bu filozofun söylediklerinin dogru olma ihtimalinin yüzde 25 oldugunu kaydetmisti. Onun haklı olduguna ikna oldum. Amerikalılar Matrix’te yasıyorlar. Bildikleri yahut bildiklerini düsündükleri hiçbir sey dogru degil.

Örnegin, hakikat olmayan seyleri anlatan “liderlerimiz” “İsrail’in Ortadogu’daki tek demokrasi oldugunu” ilan ederler. İsrail hükümeti Filistinlileri öldürsün ve ülkelerini çalsın diye ona gerekli araçları saglamak için Amerikalı vergi mükelleflerinin azalan gelirlerini vergilendirmeyi haklı kılan pek çok neden arasında bu efsane de vardır.

İsrail demokrasisi efsane mi diyorsunuz? Evet, efsanedir. Antiwar’ın derledigi ve bildirdigi haberlere göre (8 Mayıs) 4 Eylül seçimleri iptal edildi çünkü muhalefet lideri Saul Mofaz hükümete katılmayı kabul etti.

Mofaz sahsi iktidarı için partisini sattı ki tipik bir politikacı tavrıdır.

Mofaz’ın ihaneti takipçilerinin protestosuyla karsılastı fakat haberlere göre İsrail polisi “yasadısı” diye nitelendirdigi gösterileri ezmekte elini çabuk tuttu ve bir dizi gazeteciyi tutukladı.

Ah, İsrail Ortadogu’daki tek demokrasidir.

Gerçekte İsrail fasist bir devlettir; varlıgı süresince uluslararası hukuku ve Hıristiyan ahlakını çignemistir. Ama ne var ki Amerika’da kof bir ikondur İsrail. Bush, Cheney ve Obama gibi milyonlarca Amerikalı “Hıristiyan” da İsrail’e tapınmakta ve Amerikalıların İsrail için ölmelerinin “İlahi çagrı” olduguna inanmaktadırlar.

Muhaliflerinizle tartısmaya degil de onları öldürmeye, güçsüzü sürüp atmaya, yalanlar üzerine kurulu kurgusal bir dünyaya, yalanları ve kurgusal dünyayı desteklesin diye kurumsal medyaya para ödemeye iman etmisseniz, dünyanın geri kalanının “Batı” olarak algıladıgı yerin bir parçasısınız demektir.

Batı hakkında sert olmaktan geri durayım. Fransızlar ve Yunan halkı son seçimlerde Matrix’ten çıkmakta olduklarını, kaç milyarlar dolar veya avro, kaç yat, kaç egzotik araba koleksiyonu, Playboy ve Penthouse dergilerinin orta sayfalarında boy gösteren kaç tane kızın sahsi mülkiyetlerinde oldugu hususunda birbirleriyle yarısan yüzde 1’lik mega zenginlerin hatalarından dolayı yüzde 99’un seçkinlerce kurbanlık koyun durumuna koyuldugunu anladıklarını gösterdiler.

Batıdaki merkez bankaları – Federal Rezerv, Avrupa Merkez Bankası ve İngiltere Merkez Bankası/Bank of England- tamamen mega zenginlerin refahına adanmıs haldeler. Baska hiç kimse önemli degil. Marks ve Lenin bugün var olana benzer bir hedefe asla sahip degillerdi. Ancak sol bugün öylesine tıknaz, çelimsiz ve beyni yıkanmıs ki az da olsa dengeleyici bir güç olarak bile varlık gösteremiyor. Amerikan solu 11 Eylül ve Usame bin Ladin’in Amerikan komandolarınca Pakistan’da öldürülmesi hakkındaki saçma resmi beyanları bile kabul ediyor. Zihin ve duygu gücünden böylesine mahrum bir hareket lüzumsuzdur. Böyle bir hareketin mevcut olmadıgı da söylenebilir.

Muteber bilgiden yoksun insanlar çaresizdir ve Batılı halklar tam da bu noktadadır. Yeni zorbalıgın yükseldigi yer Rusya veya Çin degil Batı’dır. İnsanlıgın karsısındaki tehlike ise Oval Ofis’teki nükleer dügmenin oldugu çantanın içinde ve yeryüzünün en cahil ve yanlıs malumata sahip halkı olan beyni yıkanmıs militan Amerikan nüfusu arasında bulunmaktadır.

 

Dünya Bülteni / Paul Craig Roberts-16.05.2012