Avrupa’Da Av Mevsimi (I)

Avrupa’Da Av Mevsimi (I)

Avrupa’da Av Mevsimi (I)

Son altı ayda Dogu Avrupa'dan Batı Avrupa'ya yasanan saldırılarda bir artıs gözlemleniyor. Ekonomik krize duyulan tepki kalkan olarak kullanılıyor
Gianluca Casseri sabah evinden çıktı, beyaz rekli arabasına bindi ve hızla Piazza Dalmazia'ya dogru hareket etti. Yakınlarının yalnız ve depresyonda biri olarak tanımladıkları Gianluca Floransa'da ki Piazza Dalmazia ulastıgında silahını çıkardı ve seyyar satıcılık yapan Senegalli siyahilere yöneltti. Ardından mermiler yagdı. Üç senegalli olay yerinde can verirken, hastaneye kaldırılan agır yaralı kurtarıldı. Gianluca ardından, soguk kanlılıgını bozmadan, silahı kendine çevirdi, ates etti ve olay yerinde hayatını sonlandırdı.
Bu saldırı İtalya'da yabancılara karsı gerçeklesen saldırıların ne ilki ne de sonuncusu olacak. Özellikle Kuzey Liga ve Benito Musolini'ye sempatiyle yaklasan olusumların “İtalya'nın yabancıların isgali altında” oldugu görüsü taraftar topladıgı sürece tersine dönmesi mümkün görünmüyor. Gerçekte bir isgalden söz etmek mümkün degil. Ancak 11 Eylül hadiselerinin siyasete kazandırdıgı korku hissi üzerine siyaseten ve ahlaken bir söylemin insaa edilebilecegi görüsü bu hareketler için bulunmaz bir zemin olusturuyor.
İtalya'da yabancıların konumuna iliskin anlatılanlar gerçekleri yansıtmaktan çok uzak. Bilmeyenler mutlu ve refah içinde yasadıklarını düsünebilir ; ancak çalısma sartları bilindiginde, aynı sartlar altında çalısmayı kabul edecek bir İtalyanın çıkacagını düsünmüyoruz. Ekim ayından Patrizia Santangelo'nun gösterime giren “Visit İndia” belgeseli İtalya'da ki Hindistan'ı beyaz perdeye tasıyor. Latium bölgesinde zor sartlar altında, kamplarda yasayan ve günde 2 avro karsılıgında 12 saat çalısan Hintlilerin dramını anlatıyor.
Yasananlar Avrupa'da ötekiye duyulan kin ve nefretin son dönemde nasıl yükseldigini ve önlem alınmazsa daha ne büyük felaketlere yol açacagının habercisi. Son altı ayda Dogu Avrupa'dan Batı Avrupa'ya yasanan saldırılarda bir artıs gözlemleniyor. Ekonomik krize duyulan tepki kalkan olarak kullanılıyor.
Human Rights Watch'un Avrupa sorumlusu Judith Sunderland'un verdigi bilgilere bakılırsa Yunanistan'da yasananlar İtalya'da yasananlardan farklı degil. Bir farkla ki Yunan hükümeti bu saldırıları durdurma yönünde hiçbir önlem almıyor. Bu da saldırganların cezasız kalmalarını saglıyor. Her yıl 40 bin göçmen Yunanistan üzerinden Batı Avrupa'ya ulasmaya çalısıyor. Kimi ulasırken kimi orada kalıyor. Yer yüzü cennetine ulastıgını düsünürken hayatları hızla cehenneme dönüsüyor.
Bulgaristan, Macaristan, Çek Cumhuriyeti ve Polonya'da da Romanlar ve azınlıklar hedef tahtasında. 11 Kasım günü Varsova'da toplanan binlerce neonazinin tek amacı korku salmaktı. Varlıklarıyla korku salarak göz dagı vermek. Avrupa'da ki asırı sag gruplar içinde Dogu Avrupa ve Rusya kökenli olanları siddete daha sık basvuran grupların basında yer alıyor. Varsova bulusması için belirlenen tarih Birinci Dünya Savası'nı sonlandıran ateskesin ilan edildigi gün olması tarihi bir arka plan olusturuyor. Neonazi grupların karsısında asırı sol veya anarsist gruplar yer alıyor. Karsılıklı çatısmalar da yasanmıyor degil.
Macaristan'da Jobbik ve Basbakan Orban'ın Fidezs'i ülkenin milliyetçi damarını olusturuyor. Tarihi Macaristan'ı yeniden kurmak hayaliyle sınırları dısında yasayan Macarlara sahip çıkma adına komsularıyla polemiklere girmekten çekinmeyen Orban ülkede içinde ki azınlıkları da sindirmek için Jobbik'i kullanıyor.
Komsu Çek Cumhuriyeti'nin sınırları içinde yer alan Varnsdorf'ta (Almanya sınırına 500 metre uzaklıkta) da azınlıklar baskı altında. Eylül ve Ekim ayında siddetli eylemler yasandı. Varnsdorf'ta özellikle çocuklar hedef alındı. Asırı sag grupların eylemlerine polisin göz yumması Yunanistan'da oldugu gibi suçluların cezalandırılmasını engelliyor ve bu dolaylı destek asırı sag grupları “dokunulmaz” hale getiriyor.
Biz bu satırları yazarken, haber ajansları, Çekoslovakya'nın bagımsızlıgında önemli rol oynayan ve önce Çekoslovakya'nın (üç yıl) ardından Çek Cumhuriyeti Devlet Baskanlıgını 10 yıl sürdüren Vaclav Havel'in öldügü haberini geçiyordu. Ekim ayında yetmis bes yasına giren Havel 2003'te aktif siyasetten ayrılmıstı. Bu dönemde Çek Cumhuriyeti hızla kurucu prensiplerinden uzaklastı. Vaclav Havel'in bir ömür savundugu çokkültürlülük ve ötekiyi dıslamama fikri siyasi rakipleri tarafından benimsenmedi. Havel ayrıca bir edebiyatçı ve düsünür olarak bunları çalısmalarında yansıttı. Havel'in ölümüyle bir dönemin kapanmakta oldugunu söyleyebiliriz. Çek Cumhuriyeti'nde yükselen ırkçı ve dıslayıcı söylemler bunun isareti.
Anlasılacagı gibi Dogu Avrupa'nın bu üç büyük ülkesinde de ki ırkçı yapılanmalar küçümsenmeyecek boyutlara ulastı. Dogu Avrupa'da siddet Romanları, Yahudileri ve diger azınlıkları hedef alıyor. Yükselmekte olan fasist karakterli hareketlerin bel kemigini gençler olusturuyor. Yasananları salt ekonomik gidisata baglamak mümkün degil. Onları “dokunulmaz” hale getiren iktidarların payı da ayrıca küçümsenemez.
İkinci bölümünde Batı Avrupa'da ki durumu ele aldıktan sonra genel bir degerlendirmeyle analizimizi noktalayacagız.

19.12.2011
Sinan Özdemir / Dünya Bülteni