
Dogu Afrika, özellikle Somali, açlıkla mücadele ediyor. 12 milyona yakın insanın hayatı büyük risk altında. Çocuklar ölüyor, insanlar kitleler halinde göç ediyor.
Bölgede açlık alarmı veren Birlesmis Milletler son 60 yılın en büyük felaketi olarak nitelendirdi durumu. Çözüm için 1.6 milyar dolara acil ihtiyaç var. Amerika gerek yasadıgı finansal kriz nedeniyle gerekse de Somali'ye karsı Amerikan toplumunun negatif algılaması nedeniyle soruna katkı saglamaktan uzak. Benzer sekilde Avrupa Birligi de ekonomik sıkıntılar nedeniyle çözüm üretmekten uzak.
Somali, İslam İsbirligi Teskilatı(İİT), Arap Birligi ve Afrika Birligi üyesi. Sivil Toplum Kurulusları karınca kararınca bir seyler yapıyor ama olayın büyüklügü genis çaplı bir isbirligi gerektiriyor. Ve maalesef geç kaldıgımız her gün birileri açlıktan kıvranarak ölüyor.
1992 yılında Somali gene aynı sekilde kuraklık yasamıs ve 450 bin kisi açlıktan ölmüstü. O dönemde duruma müdahale etmek adına bölgeye giren Amerika ve BM Barıs Gücü durumu daha da karmasık hale getirmekten baska bir sey yapmadı. Amerika'nın askeri müdahalesi hüsranla sonuçlandı nitekim iki yıl sonra 1995 yılında BM ve Amerika ülkeyi iç savasa terk ederek bölgeden ayrıldı. Ancak Amerika'nın Somali ve Dogu Afrika'ya ilgisi hiç de azalmadı. Somali'nin Kızıl Denizi ve Bab el Mendeb bogazını kontrol eden stratejik pozisyonu geregi de bu ilginin azalması beklenemezdi.
Etiyopya üzerinden siyaset yapan Amerika Etiyopya'yı destekleyerek Somali'yi kontrol etmeye çalıstı. BM ve Etiyopya destegiyle Somali'de geçici bir hükümet kurdurdu. Ülkenin güney bölgelerini kontrol altına alan Essebab hareketini El Kaide'nin uzantısı olarak tanımladı. Bölgede bas gösteren korsanlık faaliyetlerini durdurma söylemiyle askerlerini bölgeye yerlestirdi.
Bu gelismeler ısıgında 2011'e giren Somali benzer bir açlık kriziyle tekrar basbasa. Durum gösterdi ki son 19 yılda içeride ve dısarıda uygulanan politikalar ülkeyi uçurumun kenarına getirdi. Milyonlarca insanın hayatı risk altında; ölüm kalım savası verilmekte. Açlık alarmı verildigi tarihten bu yana Essebab ile Geçici Hükümet güçleri arasındaki çatısmalar azalmadı aksine siddetlendi. Geçici Hükümet Essebab ile mücadele edebilmek için asker sayısını 9 binden 20 bine çıkartmayı amaçlıyor. Essebab Somali'nin baskenti Mogadisu'nun büyük bölümüne hakim ve halkın alıs-veris yaptıgı ana pazarları elinde tutuyor. Somali iç dinamiklerini harekete geçiren Essebab-Geçici Hükümet gerginliginin kısa sürede sona ermesi zor görünüyor.
Kuraklık ve kıtlık üzerinden yürütülen siyaset hakim havada. Geçici hükümet ve Amerika Essebab'ı yardım malzemelerini engellemekle suçlarken Essebab'da yardımın baska maksatlarının oldugunu, yardım çalısanlarının istihbarat elemanı gibi çalıstıgını savunuyor. Kenya ve Etiyopya ülkelerine intikal eden mülteci sayısında daha fazla artıs istemezken yeni kamplar açılmasında da isteksiz davranıyor. Ancak yerini yurdunu terkeden halk mülteci kamplarına sıgınıyor.
Somali'nin su anki durumunun sebeplerini sömürgecilik döneminden kalan mirasla da iliskilendirmek olasıdır. Ülkenin güneyini sömüren İtalya ve ülkenin kuzeyini sömüren İngiltere farklı toplumsal yapılar insa etmistir. Bu ikili yapı halen daha devam etmektedir. 1991 yılında diktatör Siyad Berri'nin devrilmesinin ardından bagımsızlıgını ilan eden kuzey Somali bölgesi Somaliland olarak ayrılmıstır. Bu ayrım resmen tanınmasa da ikili yapı günümüze kadar gelmektedir. Ülkenin güneyini sömüren İtalya, tarım ürünleri üretiminde toplumsal ihtiyaçtan ziyade İtalya ve Avrupa'nın ihtiyaçlarını öncelemis buna göre tarımı yeniden organize etmistir. Üretilen pamuk ve susam gibi ürünler Avrupa'ya tasınmıstır. Topraga uymayan ürünlerin üretilmesinin dogal bir sonucu olarak ise toprak zamanla verimsizlesmistir. Bu dönemde sanat ve zanaata baglı meslek dalları bitme noktasına varmıs ülkedeki alternatif is dalları yok olmaya yüz tutmustur.
Gene bu dönemeden geriye kalan baska bir miras ülkenin sınırlarıdır. İngiliz güçleri ülkeden çıkmalarına yakın bugün Cibuti olarak bilinen yeri hileli bir referandum ile Somali'den ayırmıslardır. Daha sonra Somali topraklarının bir bölümünü Etiyopya'ya bir bölümünü de Kenya'ya bırakmıstır. Somali bu toprakları geri almak için uzun mücadeleler vermesine karsın hiçbir sey elde edememistir. Bu sınır sorunu Etiyopya-Somali, Kenya-Somali ve Cibuti-Somali çekismesinin merkezinde yatmaktadır.
1884 Berlin Konferansına kadar tarih sahnesinde istikrarlı bir seyir izleyen Somali bu tarihten sonra istikrarsızlasmıstır. Uzun bir süreç sonunda günümüzde bu istikrardan uzak hal devam etmektedir. Bu noktada birçok soru akla gelirken belki de sorulması en faydalı soru Somali halkına yardım noktasında neler yapılabilecegidir.
Su an devam eden açlık krizinin çözümü için bölgeye gıda malzemesi gönderilmesi gerekmekte. Bunu farklı kanallardan, İHH gibi sivil toplum kurulusları üzerinden yapmak mümkün. Krizin devamı noktasında gene yapılması gereken Somali'nin güney bölgelerinde su kuyusu açılmasını tesvik etmek, balıkçılık gibi alternatif is kollarının gelistirilmesine yardımcı olmaktır. Afrika'nın en uzun sahillerine sahip ülkesi Somali'de sanat ve el becerilerine baglı mesleki islerin tesvik edilmesi de gerekmektedir. Uzun vadede ise Somali'nin bagımsızlıgı ve dıs güçlerden arındırılması için İslam ülkelerinin ortak girisimlerde bulunarak bu yönde çalısmaları gerekmektedir.
Serhat Orakçı/ Dünya Bülteni