Kayıp Çocuk – 1

Kayıp Çocuk - 1

Kayıp Çocuk – 1

Yasayıp geçtigimiz yüzyılın son elli yılında geçmis zamanlara kıyasen yepyeni bir “çocukluk” vücut bulmustur desek abartmıs olur muyuz?
Buna yası ellinin üzerinde olanlar torunlarına bakarak karar verebilirler. Ömrünün elli yılını ögretmenlikle geçirmis biri, günümüzde bir okulun bir sınıfını gizlice gözetlese ne der acaba?
Benim fikrim kesinlikle yepyeni bir “çocukluk” karsısında oldugumuz yönündedir. Bu “çocuklugu” suçlamıyorum da, onaylamıyorum da.
Suçlamıyorum; çünkü bu çocukların kendi baslarına olusturdukları bir kimlik, bir yapı degildir. Onaylamıyorum; çünkü yasadıgımız yüzyıla damgasını vuran, kılcal damarlarımıza kadar girip her seyimize karısan modern teknoloji-kapitalizm sirketini reddediyorum. Marifet onundur. Kavga demeyelim de “çekisme” sözle görüntü, dogal ile sanal arasında seyretmektedir. Biz, farkında olmaksızın sözün düsüsünü ve dogal hayatın bitisini seyreden aparatçıklarız.
Önce mahalle kayboldu.
Asırların olusturdugu sehirlerin en temel unsuru eriyip bitti. Oysa o, öncelikle bir “güvenlik alanı” olarak vücut bulmustu. İnsanoglunun hayatta en fazla ihtiyaç duydugu “güven duygusu”na cevap veriyor, onu saglıyordu.
Mahallenin adı, sakinlerinin özellikleri sebebi ile lakabı, girisi-çıkısı, camisi, okulu, kahvesi, berberi, bakkalı, imamı, ögretmeni, delisi, kabadayısı, takımı, bahçesi, çesmesi, sineması, komsulugu, sevgisi, saygısı, dayanısması, hatta “gül”ü dahi bulunmaktadır. Çocuklar bu atmosfer içinde yetisir, kimlik ve kisilik sahibi olur. Mahalle'nin yıkımından sonra türeyen kimliksiz ve kisiliksizler çocuklarına “sakın mahalle çocuklarına yanasmayın” uyarısında bulunmuslardır. Mahallenin asırlık isimleri, söhretleri, güzellikleri olan sokakları vardır (Bazı illerde buna dahi dayanamayıp sokaklara numara verilmistir).
Sokak mahallenin daha mahrem bir birimidir. Sokak sakinleri bir aile gibidir.
Modern mimarların bir hedefi olmustur: Sokagı öldürmek. İste o zaman özlenen modern sehir kurulacak, modern mimari kendini gösterecek, modern hayat gerçeklesecektir. Ve nitekim oldu da. İnsanlar önce apartmanlara, sonra dairelere, sonra fert fert odalara (kızın odası, oglanın odası, çocuk odası vb.) kaçtılar (Kaçıs devam ediyor. Yası yirmiyi bulan gençler ayrı bir ev tutup orada yasamaya özeniyor. Bu özenti hayatımızı biçimlendiren ABD tarzı yasam biçiminden kaynaklanıyor). Cemaat dagıldı, birey (güya) olustu, bireycilik (kendini sev) boy gösterdi (Avrupa ülkelerinde tatile çıkan çiftler çocuklarını yanlarına almak istemiyor, onları kreslere bırakıyorlarmıs). Sokagın sahibi artık otomobillerdir. Servisler, kamyonlar, tramvaylar, hızlı trenler, TIR'lar vesairedir. Sokak tekin degildir yani. Tekin olmayan bir mekâna çocuk salınır mı? Anne-baba çocuga sürekli “sokak çocukları” ile oynama tenbihinde bulundular. Önceleri bunlar kapıcıların, fakir ailelerin çocukları idi. Sonra evi barkı terkedip, tiner çekerek gerçek sokak çocugu oldular.
“Sokak çocugu” denilen hadisenin tâ dibinde mahallenin yıkımı, sokagın ölümü yatmaktadır. Simdi bunlara kim sahip çıkacak deniyor. Eskiden yetimlik, fakirlik, kimsesizlik yüzünden ortada kalan çocukları zengin olsun fakir olsun bir aile yanına alır; ona bakar bir sanat sahibi yapar, hatta kendi eliyle evlendirirdi.
Masal gibi geliyor simdi, degil mi (Devam edecegiz).

20.07.2011
Mustafa Kutlu / Yeni Safak