Güneydoğu´da Polis Özel Harekât Timleri

Güneydoğu´da Polis Özel Harekât Timleri

Güneydogu'da Polis Özel Harekât Timleri

CHP, sanki yanlısa kilitlenmis ve dogru hiçbir sey yapmamaya yemin etmis gibi, polis Özel Harekât timlerinin PKK'ya karsı mücadelesini de Kılıçdaroglu'nun agzından yanlıs takdim ediyor.
Dünyada ve bölgede oldugu gibi, Türkiye'de de 1991 yılı çok önemli bir yıldır. Emre Aköz, “1993'te Türkiye'de darbe oldu” diyor; darbe, 1993'te degil, 1991'de oldu. Bu yıl, Sovyet Rusya'nın dagılmasının ardından dönemin İngiltere Basbakanı Thatcher, NATO adına, İslâm'ı düsman kutba yerlestirdiklerini açıkladı. Aynı yıl, Bernard Lewis tarafından, ABD'deki önemli dergilerden Atlantic Monthly'nin kapagından “İslâm terörü” diye bir kavram tedavüle sokuldu. Güneydogu Anadolu'da “Hizbullah” kuruldu. Ve maalesef gündeme getirilmeyen bir hadise olarak, dönemin iktidar partisi ANAP içinde rahmetli Özal operasyona zorlandı ve Mesut Yılmaz partinin basına getirildi. Kurulan Yılmaz hükümeti sadece üç ay görev yaptı ve sonra erken seçim kararı aldı. Bu hükümet, bu 3 ay içinde Güneydogu'da o ana kadar teröre karsı çok basarılı mücadele veren polis Özel Harekât timlerinin içini degistirdi. Timlere sovenist unsurlar yerlestirildi ve jandarma için özel bölgeler ihdas edildi. Bundan sonra, terörü azdıran hadiseler sökün etmeye basladı. 5.7.1991'de, o dönemin BDP'si olan HEP'in Diyarbakır İl Baskanı Vedat Aydın gece evinden alındı ve iki gün sonra cesedi Ergani-Mardin yolu üzerinde bulundu. Aydın'ın cenaze töreni büyük bir gösteriye dönüstü ve çıkan olaylarda 30 civarında insan hayatını kaybetti. Bu hadise, bölgede PKK'nın taban bulmasında en önemli dönüm noktalarından birini teskil etti. Sırnak, sehirde açılan bir taciz atesine karsılık, 18 Agustos 1992 gecesinden baslayarak 48 saat süreyle ates altında tutuldu. 48 saat sonra sehir, deprem sonrası manzaraları andırıyordu. Lice'de 22-23 Ekim 1992'de yasanan hadiseler sırasında en az 30 kisi öldü. 401 konut ve 242 isyeri yandı ya da büyük ölçüde tahrip oldu ve pek çok araç kullanılamaz hale geldi. Yine, pek çok köyü jandarma bastı, uçaklar bombaladı ve daha baska pek çok köy, top atesine tutuldu. Öcalan, “Cizre'yi biz 50 yıl ugrassaydık yanımıza çekemezdik. Ordunun, yani zorun ölçüsüz kullanılması, halkın akın halinde PKK'ya taraftar olmasına yol açtı.” demistir. 1993 yılına gelindiginde, TBMM Faili Meçhulleri Arastırma Komisyonu'nun raporuna göre, “Bölgede 200 kisi ile baslayan PKK hareketi, Olaganüstü Hal Kanunu'nun vermis oldugu tüm yetkiye ve jandarma hizmetine tahsis edilen çok sayıda askerin bölgeye sevkine ragmen gelisti ve gündemi tayin eder hale geldi.”
Burada su nokta da belirtilmelidir ki, bölgeye geri göçün olmaması, PKK terörüyle bagımsız bir devlet kurmaktan vazgeçildigi manâsına kesinlikle gelmez. Tam tersi manâya gelir. Çünkü bölgeden göç edenler, çogunlukla bölgeden ayrılması istenen insanlardır ve bölge, kurulması planlanan ve öncelikle Kürtleri ezecek devlet adına bu insanlardan bosaltılmaya çalısılmaktadır. Dolayısıyla, bölgeye PKK'lı ve PKK taraftarı olmayan insanların geri göçü de saglanmalıdır. Problem, sebepleri, dinamikleri, iç ve dıs baglantıları, iç ve dıs politika ile olan münasebetleri, bütün bir geçmisi ve mevcut hali dahil bütün boyutlarıyla teshis edilemez ve her yeni PKK operasyonuna göre yeniden ele alınırsa, problemi bizzat çıkarıp idare edenlerin dümeninde gitmekten baska bir sey yapılmıs olmaz. Bu bakımdan, problem her yönüyle teshis edilmeli ve bir yandan terörün zemini kurutulmaya çalısılırken, diger yandan, halk ile PKK ayrılmalı, PKK ve ona dayanarak politika yapan BDP halkı temsil eder olmaktan çıkarılmalı, Kürt halk çogunlugunun gerçek temsilcileri, kanaat önderleri çözüme dahil edilmeli ve PKK, devletin âdil, merhametli ve hukuka uygun davranan gücüyle muhakkak yenilmelidir. Bunun için de, inisiyatifin askerden alınması ve mensupları çok iyi seçilmis ve asla sovenist duygular tasımayan polis Özel Harekât birliklerinin PKK ile mücadelede kullanılması yerinde bir tercihtir.

25.07.2011
Ali Ünal / Zaman