Utandıran Örnekler: Mazlum Da Zalimleşir!

Utandıran Örnekler: Mazlum Da Zalimleşir!

Utandıran Örnekler: Mazlum da Zalimlesir!

İki gündür, Tunus'tan Suriye'ye uzanan kusaktaki gelismelerin utanç verici, asagılayıcı örneklerini izliyorum. Siyasi degerlendirmeleri, bölge içi ve bölge dısı müdahale ve güç çatısmalarını, rejim sorunlarını ve hak taleplerini bir kenara bıraktım.
Öyle örnekler var ki, insan neye inanacagını sasırıyor. Propaganda amaçlı bilgi kirliligi ihtimallerini göz önünde bulundurmama ragmen Irak'ta gördügümüz çirkinliklerin giderek bütün bu ülkelerde salgın haline dönüsebilecegi ihtimalini düsünmeye basladım.
Rejimler, kendine karsı ayaklananları asagılıyor, öldürüyor, iskence ediyor. Bunu biliyoruz. Ama hak talepleriyle sokaga çıkanlar da rejim mensuplarına aynı seyleri yapıyor. Irak'ta da öyle olmustu. Saddam zulmüne direnip bedel ödeyenler, gücü ellerine geçirdiklerinde aynı uygulamalara imza atmıslardı. Mazlumlar bir anda zalimlesmislerdi.
Su an bu ülkelerde de gücü eline geçirenlerin ya da belli bölgede güce ulasanların karsıtlarına uyguladıkları muamele, rejimlerden farklı degil. Öldürüyorlar, iskence ediyorlar, asagılıyorlar, korkunç bir intikam hırsıyla insan onurunu yerle bir edecek örneklere imza atıyorlar.
Bir öfke derinlesiyor, kök salıyor. Bu öfkenin onlarca yıl sürecek bir intikama dönüsecegini elbette biliyoruz. Bu yüzden ne tür örneklerle karsılasacagımızı az çok tahmin ediyoruz. Korkumuz rejimlerin, liderlerin baskıları degil. Bunların üstesinden gelinebilir. Dıs müdahaleler bir gün sona erebilir ya da bitmek zorunda kalabilir. Ama bu öfke, kin, kolay kolay silinmez.
Bagdat'ta sokakların nasıl ayrıldıgını, yüzlerce yıl birlikte yasayanların birbirini nasıl bogazladıgını gördük. Aynı örnekleri Suriye'de de mi görecegiz? Libya'da, Yemen'de de görecek miyiz? Siilerle Sünniler, Araplarla Arap olmayanlar ya da asiretler birbirini mi bogazlamaya baslayacak? Bizi ürküten, endiseye sevkeden, umutlarımızı kuran bunlar.
Libya'da Kaddafi karsıtlarının, ülkenin büyük bölümünü ellerinde tutan muhalif güçlerin, ellerine geçirdikleri Kaddafi yanlısı kisiye yaptıkları zulüm, asagılama, o çirkin görüntüler hepimizin yüzünü kızartacak türden. Afganistan isgali sırasında Kuzey İttifakı askerlerinin Taliban milislerine yaptıkları gibi. Bunlar olurken Kaddafi yanlıları da ellerine geçirdigi muhaliflere aynısını yapıyor tabi. Libya'dan gelen o görüntüyü izlemenizi asla tavsiye etmem.
Bahreyn'de farklı mı oluyor? Rejim karsıtı Sii muhalefetin eylemleriyle öne çıkan Ayet el Girmezi isimli 20 yasındaki kadın, polis tarafından götürülüyor. Ailesi haber salamıyor. Bir sekilde askeri hastanede komada oldugu ögreniliyor. Daha sonra iskence ve tecavüz edilip öldürüldügü ortaya çıkıyor. İddia böyle. Aklıma, Ebu Gureyb ve diger esir kamplarındaki kadınların trajedisi, çıglıkları geldi yıllar sonra.
Suriye'ye bakıyorsunuz, elleri baglı muhalifler, özel birlikler tarafından kameralar önünde asagılanıyor, iskenceye tabi tutuluyor, insanlar öldürülüyor. Ya bilmediklerimiz, duymadıklarımız, görmediklerimiz? Bagram esir kampındaki korkunç olayları ne zaman sonra duyduk? Irak'ı her kösesindeki iskence merkezlerini ne zaman duyduk? Bugün Libya'da, Yemen'de ve baska ülkelerde olan trajedilerin haberlerini, görüntülerini ne zaman duyacagız?
Bir siddet kültürü, acımasızlık tarihin her döneminde her cografyada yasandı, yasanıyor, biliyoruz. Biz, insan ırkı böyleyiz. Ama bu yasananları kanıksamamızı gerektirmiyor. En haklı taleplerin, mesru arayısların arkasından gelen kötü seylere de hep birlikte direnmek karsı koymak zorundayız.
Daha çok sey görecegiz. Tunus'ta Bin Ali'nin karısı Leyla'nın Mossad baglantılarını, Mısır'da Hüsnü Mübarek ailesinin kirli islerini, Ömer Süleyman'ın İsrail/ABD istihbaratına ülkesini nasıl sattıgını, devrilen liderlerin isimlerinin sokaklardan hatta o ülkenin tarihinden bile silinmeye çalısıldıgını gördük. İnanın Libya'daki iç savas uzun sürerse korkunç seylere tanık olacagız. Aynı sekilde, rejim karsıtı hareketlerin oldugu bütün ülkelerde içimizi sızlatacak, basımızı öne düsürecek, yüzümüzü kızartacak örnekler görecegiz.
Çünkü bu oyun, sokakta kanı akıtılanlar kadar degil. Daha büyük, daha karmasık. İngiltere, Fransa ve İtalya komandoları Libya'da kara operasyonlarına basladı. Çek Cumhuriyeti bile asker göndermeye hazırlanıyor. Özel güvenlik sirketleri yani paralı askerler buralara gönderiliyor. Paylasım masaları kuruluyor. Pazarlıklara göre dost-düsman belirleniyor. Ülkeler müthis bir açgözlülükle iç çatısma ve gerilim yasayan ülkelere müdahil oluyor. Hiç birinin, bu ülkelerde yasayan, yıllardır ezilen kitlelerle ilgili özel bir kaygısı yok. Onlar sadece çatısmayı artırıp aradan neler kazanacaklarının hesabını yapıyor.
Müthis ihanetler görüyoruz. Hep gördük, görmeye de devam edecegiz. Kisisel iktidar ugruna ülkesini, halkını satan liderlerden, siyasi gelecek vaadine kanıp devletini satan yöneticilerden, yine iktidar vaadiyle ülkesinin kaynaklarını kendi elleriyle medet umdukları ülkelere sunan özgürlük yanlılarına kadar.
Bunların faturası çok agır oldu, öyle de olmaya devam edecek. Dostlukların ve düsmanlıkların birbirine karıstıgı bir dönemdeyiz. Eski dostlar öfkeli düsmanlara dönüsürken düsmanlar aynı masa etrafından toplanabiliyor. Taraflar sürekli degisiyor. Amman'da Suriye büyükelçisi ile İsrail heyeti arasında görüsmelerin yapıldıgına dair son iddia gibi.
Zihnimizi berrak tutmak için, bilgi kirliligine ve hamasete yenik düsmeden her seyi dikkatle izleme yükümlülügümüz var. Ne düsünecegimize, kime inanacagımıza karar verenlere izin vermek yerine kafamızın daha da karısmasını tercih etmeyi göze almamız lazım. ,

22.04.2011
İbrahim Karagül / Yeni Safak