
Dekolte Korkusu: At BAsı Giden Cinsel Ve Dinsel Taciz
Açık olan kapalı olanın, kapalı olan da açık olanın bedeninden emin olmak istiyor sanki. Cinsel ve dinsel taciz neredeyse at bası gidiyor.
Konya Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslam Hukuku Ana Bilim Dalı Baskanı Prof. Dr. Orhan Çeker tecavüzcü erkeklerin hadım edilmesi tartısması üzerine tam mutedil bir seyler söylüyordu ki konu birden mecrasından sapıp kadınların dekoltesine kadar uzandı.
Bir kısım medyaya bakarsanız Orhan Çeker hoca “dekolte giyene tecavüz sürpriz olmaz” gibi bir laf ederek açık saçık giyinenler baslarına gelene katlanırlar demek istemistir.
Kadınlar da biraz kendilerine bu konuda dikkat etsinler gibi iyi niyetle söylenmis bir sözü “tecavüze ugramaları müstahaktır” seklinde tercüme etmeye kalkmak acaba ne menem bir alınganlıgın ürünüdür?
Erkek ya da kadın kimse kimsenin ne zaaflarını sömürmeli ne de her görsel ve isitsel durumu kendisi için bir tahrik unsuru olarak görmelidir.
Giyinmek de soyunmak da bu memlekette nedense hep bir tehdit ya da teklif olarak algılana gelmistir.
Birileri çıkıp Müslüman kadının basındaki örtü ile Sümer’lerdeki mabet fahiselerinin kıyafeti arasında ilgi kurarken aslında bu benzetmenin açık ya da kapalı bütün kadınları rencide ettigini kimse aklından bile geçirmedi.
Hâlbuki örtünmeyi bahane ederek yapılan yakıstırma bilimsellik yaftasıyla kadınlık onuruna bir saldırıdır.
Kimse kimsenin bedeni üzerinde insiyatif sahibi degildir.
Elbiseyi insanın ilk ve asli evi kabul edecek olursak ev haline müdahale edilmemesi gerektigini anlamakta zorlanmayız.
Herkes mahallesindeki hırsız tehlikesine ragmen kapısını örtmeden çarsıya çıkabilir ve böyle bir durumda evine giren hırsızdan sikâyetçi olma hakkı elinden alınamaz.
Baskalarının mahrem mesafesine girme hakkını o kadar kendimizde görüyoruz ki baska bedenlerin serüvenini takip etmekten kendi bedenimizi gözden kaçırıveriyoruz.
Baskalarının günahları, baskalarının hataları ve suçları tecessüm etmis gibi her daim karsımızda duruyor.
Açık olan kapalı olanın, kapalı olan da açık olanın bedeninden emin olmak istiyor sanki. Cinsel ve dinsel taciz neredeyse at bası gidiyor.
İnsanın bedeni üzerinde kurdugu ev pek tabii ki önemlidir.
Fakat evin sekli semali ve mimarisi kadar düzen ve intizamını da göz ardı etmemek gerekir.
Nasıl tesettür ruhla uyumlu olarak kendini gösterdiginde kadın için bir siraze nisanesi ise tesettürsüzlük de ruhsal çıplaklıktan çok da ayrı düsünülebilecek bir sey degildir.
Yanlıs anlama silahına davrananlar bosuna heveslenmesinler; zira açıklık ruh yoksunlugudur gibi bir cümle kurmayacak kadar aklım basımda.
Demem o ki tesettürü sadece bedenle sınırlamak aldatıcı olabilir.
Ruhsal ve düsünsel dekoltesini tek tip giysi haline dönüstürmüs o kadar çok insan var ki çevremizde.
Bir yanını örtmeye kalksan diger yanı açıkta kalan perisanlıgın dekoltesinden kimse etkilenip sikayet etmiyor nedense.
Dekolte Fransızca bir kelime olup (decollete) boynu açıkta bırakan giysileri tanımlamak için kullanılır.
Arap yarımadasında İslam’ın ilk yıllarında bazı kadınlar sadece saçlarını arkadan baglıyor boyun ve sırt kısmını açıkta bırakıyorlardı.
Basörtüsü kadınlar arasında bu sekliyle zaten vardı.
Nur Suresi 31. ayet bu anlamda zaten kadınlar arasında var olan basörtüsüne bir tertip ve düzen getirmis dekolteyi ortadan kaldırmıstır.
Dolayısıyla Nur Suresi 31. ayet mümin kadınları o dönemin yanlıs örneklerinden korumayı amaçlamaktadır.
Kadın ve erkek her ikisi de bakıslarını haramdan korumaları gerekir.
Bakısı haramdan korumak, tacize dogru gidebilecek bir tasarımın önünü almak demektir.
Kadın ne kadar açık olursa olsun bu durum erkegin sarkıntılık, taciz ya da tecavüzünü hiçbir zaman mazur kılmaz. Erkege böyle bir hak ya da esneklik tanımak kadına erkek eliyle yapılacak zulme çanak tutmaktır. Bütün mesele insanın kendine mukayyet olmasında yatmaktadır. İnsan sayet kendisini kendisinden korursa kimsenin kimseye hiçbir fenalıgı kalmaz.
18.02.2011
Hüseyin Akın – Haber 7