2017 Dünya Hak İhlalleri Raporu Basın Açıklaması Gerçekleştirildi
2017 Dünya Hak İhlalleri Raporu Basın Açıklaması Gerçekleştirildi
UHİM tarafından her yıl düzenli olarak yayımlanan “Dünya Hak İhlalleri Raporu”nun 2017 sayısı, bugün gerçekleştirilen basın toplantısı ile tanıtıldı. Basın açıklaması UHİM Başkanı Ayhan Küçük, Yazar Mevlana İdris, Sosyolog Hatice Ekinci Topal ve Ekonomist-Yazar Fevzi Öztürk tarafından kamuoyuna sunuldu.

Avrupa’da Aşırı Sağın Yükselişi
2008 yılında patlak veren ekonomik krizin etkileriyle beraber, son yıllarda mültecilerden duyulan hoşnutsuzluk Avrupa’da aşırı sağın yükselmesinde temel dinamikleri oluşturmuştur.
Avrupalı devletlerde yapılan son genel seçimlerde aşırı sağ partiler; Avusturya’da yüzde 24, Danimarka’da yüzde 21,1, Finlandiya’da yüzde 17,6, Fransa’da yüzde 13,6, Hollanda’da yüzde 13, İsveç’te yüzde 12,9, İsviçre’de yüzde 30,7, Macaristan’da yüzde 65,1, Norveç’te yüzde 16,3 ve Polonya’da yüzde 46,4 oy almışlardır.  
Aldığı referandum kararıyla AB’den ayrılma kararı alan İngiltere’nin ulusalcı refleksi ve akabinde 2016’nın sonlarına doğru İslam karşıtı söylemlerle ABD’de başkanlık seçimlerini kazanan Donald Trump’ın iktidara gelmesiyle Batı’daki sosyal ve siyasal dönüşüm başka bir boyuta evrildi. Bu sürecin devamında Trump’ın 6 Müslüman ülkenin vatandaşlarına yönelik aldığı “vize yasağı” kararı ABD’nin İslam’a ve Müslümanlara yönelik bakış açısının en keskin tezahürü oldu. 
Batı’da “Dördüncü Aşırı Sağ Dalga” olarak nitelendirilen son dönemdeki bu “öfkeli” yükselişin, iki sebeple izahı mümkündür: 2008 Küresel Ekonomik Krizi ve mülteci meselesi. 
Aşırı sağ fikirlerin bu denli revaçta olmasının tek göstergesi siyasi partilerin oy oranlarındaki artış değildir. Son yıllarda, aşırı sağcı birey ve grupların gerçekleştirdiği saldırı ve suç eylemlerinde de ciddi artışlar gözlenmiştir. 
Nitekim, 2017 yılının ilk çeyreğinde yalnızca Almanya’da 200’den fazla Müslüman saldırıya uğramış, kadınlar tesettürleri nedeniyle aşağılanmış ve Müslümanlara ait özel mülkler tahrip edilmiştir. 
İngiltere’de yaşayan Müslümanlar da çalışma hayatında ve sosyal yaşamda benzer önyargılı tutumlara maruz kalmaktadır. Müslümanlara yönelik saldırılara her gün yenisinin eklendiği ülkede, 2016 senesinde toplamda 3.886 olan ırkçı ve İslamofobik saldırı sayısı 2017 yılında %41 oranında artarak 5.848’e yükselmiştir. 
 Fransa ise 2017 yılında, mülteci kamplarına yapılan ırkçı saldırılarla beraber hükümetin mültecilere karşı yürüttüğü ayrımcı siyasetle hafızalara kazındı.

Çelişkiler Yılı
Küresel aktörler, demokrasi, özgürlük, insan hakları gibi kavramlar üzerinden dünyaya direktifler vermeye kalksa da eleştirdikleri politikaları kendileri uygulamaktan geri durmuyor. ABD’nin vize uygulamaları, Fransa’da OHAL, İngiltere’de güvenlik ve Almanya’da göçmen yasaları bunun en açık örneği.
Kamu kurumları ve bağımsız STK’lar tarafından yapılan tüm araştırmalar, ABD ve Avrupa’da Müslümanların maruz kaldığı ayrımcılık ve şiddetin arttığını gösteriyor. Bütün bu veriler Batı’nın hamisi olduğunu iddia ettiği değerlerle çeliştiğini ortaya koyuyor. 
Dünya gündemi, Suriye, Irak ve Filistin ile meşgulken; Arakan, Patani, ve Moro’da yapılan katliam ve soykırımlar İslam âleminin dahi dikkatini çekmiyor. 
ABD önümüzdeki on yılda nükleer enerjiye 400 milyar dolar harcayacak. Dünyadaki nükleer silahların %93’ü, yani her an alarm halindeki 10 bin kadar nükleer silah ABD ve Rusya’ya ait. Buna karşılık en büyük nükleer tehdit olarak; İran, Pakistan ve Kuzey Kore öne çıkarılmaktadır.
Kapitalist sistemin şişirdiği finansal balon her geçen gün patlamaya daha çok yaklaşıyor. Dünya’nın en büyük ekonomileri olarak bilinen ABD, Çin ve Japonya’nın toplam borcu 63 trilyon dolara varmış vaziyettedir.

Toplumsal Hastalıklar Yılı
Her geçen sene dönüşerek daha tehlikeli bir boyuta ulaşan İslamofobi, daha doğru bir tabirle İslam düşmanlığı, Batı toplumu açısından ruhsal bir hastalık haline dönüşmüştür. 
Küresel kültür endüstrisinin sinema, televizyon vb. mecraları kullanarak oluşturduğu popüler kültür tüm insanlığı bir kimlik bunalımına sürüklemeye devam ediyor.
Küresel sistemin insanlığı felakete sürükleyen uygulamaları neticesinde bugün dünyada 1 milyardan fazla sigara tiryakisi, 600 milyon obez, yüz milyonlarca madde bağımlısı ve alkolik insan mevcut. İnsanlık topyekun bir biçimde maddi ve manevi hastalıklarla boğuşuyor.
Milyarlarca genç şiddet ve müstehcen içerikli dijital oyunlarla teknoloji bağımlılığının pençesine düştü. Yalnızca ülkemizde bir günde dijital oyunlara ayrılan süre 52 milyon saattir.

İki Yüzlülükler Yılı
ABD stratejik ortak olarak kabul ettiği Türkiye’ye karşı Suriye’de terör örgütlerine 4 bin tır ağır silah gönderdi. 
NATO, Türk subayların da katılacağı askeri tatbikatta, NATO üyesi Türkiye’nin kurucu cumhurbaşkanı M. Kemal Atatürk ve cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı düşman hedef olarak gösterdi. 
Çevre sorunlarının çözümüne yönelik sözleşmeler imzalanıyor ancak hiçbir Batılı devlet bu sözleşmelerden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmiyor. 

Çifte Standartlar Yılı
Türkiye dünyayı en az kirleten ülkelerden biri olmasına rağmen, dünyayı en çok kirleten ABD, Rusya, Çin ve Almanya gibi ülkelerle aynı kefeye konulmak isteniyor.
Türkiye’nin güvenlik tedbirleri alanındaki taleplerini kabul etmeyen sosyal medya ağları, Avrupalı devletlerin taleplerini anında karşılıyor. Öyle ki Almanya’da seçimlerden hemen önce, çoğunluğu Türk kökenli vatandaşlara ait 10 bin kadar Facebook hesabı kapatılmıştır. 
Küresel ilaç endüstrisi, patent sözleşmeleri aracılığıyla yeni ilaçların geliştirilmesini tekeline alıyor ve Türkiye gibi ülkelerde milli ilaç sanayilerinin gelişmesini, ilaçların daha ucuza mal edilmesini engelliyor.
Dünyada hâlihazırda 444 adet nükleer reaktör bulunmakta, 64 adet nükleer santralin yapımıysa devam etmektedir. Bunların 99’u ABD, 58’i Fransa’da yer almaktadır. Fransa enerjisinin %77’sini, Güney Kore %30’unu nükleer enerjiden sağlamaktadır. Fakat Türkiye’de yapımı süren tek nükleer santral dünyanın en büyük çevre sorunu gibi yansıtılmaktadır.
Çevre kirliliği her yıl 10 milyon can alıyor. Ölenlerin tamamına yakını düşük ve orta gelirli ülkelerden insanlar. Ancak oluşturulan suni gündemlerle bu konudaki sorumluluk, sorunun esas müsebbibi Batılı devlet ve şirketlerdense mağdur olan taraflara yüklenmek isteniyor.
Küresel sistemin işgal politikaları yalnızca askeri müdahalelerle sınırlı kalmıyor. Toplumlar kültür-sanat, sağlık, çevre, ekonomi, medya ve eğitim gibi birçok alanda sömürü ve manipülasyona maruz bırakılıyor. Küresel güçler, kendi çıkarlarına uygun oluşturdukları gündemlerle resmin bütününü görmemize engel oluyor. 

Rapora ulaşmak için lütfen aşağıdaki linke tıklayınız:
https://www.uhim.org/2017-dunya-hak-ihlalleri-raporu.html                                                                                     
 
 
 
 
                                                                                        BASIN BİLDİRİSİ / 30 Ocak 2018 Salı
         Uluslararası Hak İhlalleri İzleme Merkezi/İstanbul
 
Kayıt Tarihi : 30.1.2018
Bu sayfa 2061 defa ziyaret edilmiştir.