2016 Dünya Hak İhlalleri Raporu
2016 Dünya Hak İhlalleri Raporu
SİYASET
Taşeron terör örgütleri ABD ve Avrupa’ya vekalet ediyor:Küresel aktörler siyasî, askerî, kültürel ve ekonomik yollarla ülkelere müdahale ederken, taşeron terör örgütleri de ABD ve Avrupa’ya vekalet etmektedir. IŞİD, PKK, PYD, YPG, FETÖ ve DHKP-C gibi terör örgütleri, kendisini besleyen üst aklın tetikçiliğini yapmaktadır.
Küresel sistemin FETÖ eliyle darbe girişimi: Küresel sistemin Türkiye’ye karşı yürüttüğü asimetrik savaş 2016 yılında iyice kızışmış, birbirine düşman gözüken terör örgütleri adeta yekvücut olmuş ve ülkemize karşı yeni cepheler açılmıştır. 15 Temmuz’da yaşanan darbe girişimi de, yine bir taşeron terör örgütü olan FETÖ eliyle gerçekleştirilmiş, ancak milletimizin ve siyasi mercilerin kararlı duruşuyla püskürtülmüştür.
İslam düşmanlığı Batı’da yükselmeye devam ediyor:11 Eylül ve son dönemde sözde İslamcı terör örgütleri aracılığıyla oluşturulan suni algılar, ABD ve Avrupa’da İslam karşıtlığını tırmandırmaya devam etmektedir.
Algı operasyonlarının merkezinde İslam var:İslam sistematik olarak, siyaset, sanat, akademi, medya, sivil-toplum gibi pek çok alanda hedef tahtasına konulmaktadır. Bu manipülatif süreçte, İslam’ın kutsal değerleri, kavramları, inanç dünyasını şekillendiren sembol ve uygulamalar hedef alınarak yıpratılmaya çalışılmaktadır.
Uluslararası kuruluşlar insanlığı temsil etmiyor:Uluslararası kuruluşlar, Filistin’den Arakan’a, Doğu Türkistan’dan Suriye’ye kadar, dünyanın dört bir yanında devam eden ihlaller karşısında inisiyatif almamaktadır. 2016’da Halep’te yaşananlar karşısında BM’nin müdahalede bulunmaması, yapının işlevsizliğini ortaya koymuştur.
Avrupa mülteci krizini derinleştiriyor: Mülteci krizinde sürecin tüm yükünü Türkiye’ye yıkan Avrupa, verdiği sözleri yerine getirmemekte, sınırlarını mültecilere kapatarak onları açık denizlerde ölüme terk etmekte, Avrupa’ya giriş yapabilen mültecilerse can, mal ve namus güvencesi olmadan hayatta kalma mücadelesi vermektedir.
 
ÇEVRE
Küresel sistem çevreci söylemlerle toplumlara müdahale ediyor:Küresel aktörler Gezi Parkı örneğinde olduğu gibi, çevre duyarlılığı kılıfıyla ülkelere müdahale etmekte, bu yapılırken küresel aktörlerin ve çokuluslu şirketlerin doğa üzerindeki yıkıcı eylemleri görmezden gelinmektedir.
Yerli enerji üretimi sabote ediliyor:Ülkemizdeki enerji yatırımlarına karşı çevreci söylemlerle kampanyalar yürütülmekte ve bu kampanyalar uluslararası kuruluşlarca da desteklenmektedir. Ancak gelişmiş ülkelerde yüzlerce HES ve nükleer santral bulunmasına rağmen, medya ve çevre örgütlerinin bu gerçeği görmezden gelmesi manidardır.
GDO’lu ürünler insanı ve dünyayı yok ediyor:GDO’lu ürünlerin yetiştirildiği alanlar 1996 yılında 1,7 milyon hektar iken, 16 yılda 170 milyon hektara, GDO’lu ürün yetiştiren ülke sayısı 4’ten 28’e yükselmiştir.
Kapitalist yaşam tarzı beslenme alışkanlıklarını değiştiriyor:Gıda sanayinde tat verici, renklendirici, bozulmayı önleyici ve kıvam arttırıcı gibi isimlerle binlerce çeşit ve milyonlarca ton katkı maddesi kullanılmaktadır. Fastfood kültürü de bugün medya desteğini kullanarak tüm dünyayı etkisi altına almıştır.
 
SAĞLIK
Açlar mı daha çok, obezler mi?:Son 40 yılda obezite hastalarının sayısı 105 milyondan 641 milyona çıkmıştır. Obez ve aşırı kiloluların toplam sayısı ise 2.1 milyardır. Bu sayı, açlık sorunu yaşayan insanların sayısından fazladır.
Tıp dünyası siparişle rapor hazırlıyor:Biliminsanlarına ücret karşılığında yazdırılan makalelerle şekerli gıdaların zararları önemsiz gösterilmeye çalışılmaktadır. Bugün ortaya çıkan veriler, bu yöntemin başta Coca Cola olmak üzere, çokuluslu meşrubat firmalarınca 1960’lardan bu yana uygulandığını göstermektedir.
Küresel sistem bağımlılığı teşvik ediyor:BM Raporuna göre, dünyada 29 milyon uyuşturucu bağımlısı bulunmakta ve her yıl 207 bin kişi uyuşturucu bağımlılığı sebebiyle yaşamını yitirmektedir. Yeşilay verilerine göre 1.3 milyar kişi sigara içmekte, sigara ve tütün kullanımı sebebiyle her yıl 5 milyon kişi yaşamını yitirmektedir. Dünya üzerinde alkol kullanan 2 milyar insanın da 76 milyonu alkoliktir.
Teknoloji ile yeni bir bağımlılık türü doğuyor: Bireyselleşmeyi körükleyen, mahremiyet sınırlarını genişleten, vakit israfını tetikleyen ve kişiyi sanal bir gerçekliğe hapseden teknoloji bağımlılığı, en tehlikeli bağımlılık türü olma yolunda hızla ilerlemektedir.
 
KÜLTÜR-SANAT
Nobel ödülünün bedeli küresel sisteme hizmet mi?:Nobel Barış Ödülü sahibi Aung San Suu Kyi, kendisi ile röportaj yapmak için gelen muhabirin Müslüman olmasına tepki göstermiştir. 2014 Nobel Barış Ödülü ile “terörist İslam” algısını ve İslam’ın kadına yönelik olumsuz bir yaklaşım benimsediği yönündeki suni algıyı besleyen Malala Yusufzay, aynı misyon çerçevesinde hareket etmeye devam etmektedir. Türkiye’de teröre destek veren akademisyenlerle ilgili yasal süreci eleştiren metne, Nobel ödüllü 30 isim imza atmıştır.
Hollywood küresel sisteme hizmet etmeye devam ediyor: Suni algılarla kitleleri yönlendiren, toplumları manipüle ederek küresel sistemin politikalarına yardımcı olan Hollywood endüstrisi, 2016 yılında da “Arınma Gecesi: Seçim Yılı”, “Kaptan Amerika: İç Savaş”, “Kurtuluş Günü: Yeni Tehdit” gibi filmlerle bu misyonunu sürdürmüştür.
İslam medeniyetine ait kültür-sanat mirası Avrupa’ya kaçırılıyor:Suriye’de paha biçilmez binlerce tarihî eser kaçırılarak Avrupa’da satılmaktadır. DAEŞ’in ele geçirdiği kültür-sanat eserlerini, İtalyan mafya örgütleri aracılığıyla sattığı öne sürülmüş, İtalya İçişleri Bakanı Angelino Alfano bu iddiayı doğrulamıştır.
“İfade özgürlüğü” mü, “Batı’nın hakaret etme özgürlüğü” mü?:Daha önce Charlie Hebdo’ya “ifade özgürlüğü” kılıfıyla sahip çıkan Avrupa, derginin İtalya’daki depremde ölü ve yaralılarla dalga geçmesi üzerine çark etmiştir. Bu tavır, Batı’nın sürekli arkasına saklandığı “ifade hürriyeti” söyleminin tutarsızlığını ortaya koymaktadır.
 
EKONOMİ
İnsanlık borç bataklığında çırpınıyor:Yaklaşık 5 milyar olan dünyadaki yetişkin nüfusun %9’unun borçları varlıklarından fazladır. Yaklaşık 500 milyon yetişkin ise her sabah daha da büyüyen bir borçla uyanmaktadır.
Küresel sistem devletleri iflasa sürüklüyor:IMF raporuna göre 1804-2004 yılları arasındaki 200 yıllık dönemde 257 ülke iflas etmiş, bunların 74’ü kapitalist sisteme entegrasyon sürecinin ilk dokuz yılında yani 1981-1990 yılları arasında gerçekleşmiştir. Son birkaç yıldır içinde bulunduğumuz kriz ortamı da yeni iflasları tetiklemektedir.
200 milyon kişi işsiz:Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) verilerine göre dünyada 200 milyon işsiz bulunmaktadır. Bu durum işsizliğin mevcut sistemin doğurduğu küresel bir sorun olduğunu ortaya koymaktadır.
Her şey en zengin %1 için:Oxfam raporuna göre dünyanın en zengin %1’lik kesiminin serveti, geri kalan %99’luk kesimin servetine eşittir! En zengin 62 kişinin serveti ise dünya nüfusunun yarısının servetine denktir!
Zengin ve fakir arasındaki uçurum derinleşiyor: OECD verilerine göre, zengin ve fakir arasındaki uçurum son 30 yılın en yüksek oranına ulaşmıştır. Üye ülkelerde nüfusun en zengin %10’u, nüfusun en fakir %10’undan 9,6 kat daha fazla kazanmaktadır. Bu oran 80’li yıllarda 7.1, 90’lı yıllarda 8.1, 2000’li yıllarda ise 9.1’di.
“Arap Baharı” ve Suriye iç savaşının maliyeti 850 milyar dolar:BM Batı Asya Ekonomik ve Sosyal Komisyonu tarafından hazırlanan araştırmaya göre, Suriye’de 2011’den bu yana devam eden içsavaş ve kaos ortamının ülkeye 5 yıllık maliyetinin 259 milyar dolar, “Arap Baharı” sürecinin bölge ülkelerine maliyeti ise 600 milyar dolardır.
Küresel finansal terörizmin en büyük silahı:Rating şirketleri: Küresel sistem, finansal kurumlarla dize getirmeye çalıştığı ülkeleri önce sınıflandırıp sonra o ülkeleri verdikleri tartışmalı notlarla hedef almaya devam etmektedir. Son dönemde rating şirketlerinin ülkemize yönelik operasyonları da bu kapsamda değerlendirilmelidir.
“Çocuk işçi” sorununda başrol çokuluslu şirketlerin:Uluslararası Af Örgütü raporuna göre, çocuk işçi sorununun baş sorumluları, Apple, Sony ve Samsung gibi teknoloji devleridir. Rapor, küresel firmaların, Asya ve Afrikalı çocukların hayatî risk taşıyan işlerde çalışmalarına göz yumduğunu göstermektedir.
Küresel şirketler offf-shore hesaplarıyla trilyonlarca dolar vergi kaçırıyor:Çokuluslu şirketler vergi ödememek için varlıklarını off-shore hesaplara aktarmaktadır. Bu yolla Apple’ın 181 milyar dolar, General Electric’in 119 milyar dolar, Microsoft’un da 108 milyar dolar kaçırdığı tesbit edilmiştir.
 
MEDYA
Batı medyasının 15 Temmuz hazımsızlığı: Gezi Parkı olaylarından bu yana Türkiye’yi hedef alan sürecin bir parçası haline gelen Batı medyası, 15 Temmuz darbe girişiminde de benzer bir tavır takınmıştır.
Küresel medya manipülasyonları İslam’ı ve Müslümanları hedef alıyor:İslam’ı hedef alan manipülasyonlar medya aracılığı ile kitleselleştirilmektedir. Bu yayınlar ABD ve Avrupa merkezli medya organları tarafından üretilmekte, kullanılan dil genellikle dışlayıcı, küçümseyici ve suçlayıcı olmaktadır.
Twitter’a göre Pokemon Go, 15 Temmuz’dan daha önemli: Türkiye ve Ortadoğu coğrafyasındaki ülkelerde yaşanan toplumsal hadiselerde manipülatif bir rol üstlenen Twitter, 2016 yılının önemli olaylarından derlediği videoda, Türkiye’yi ve dünyayı yakından ilgilendiren 15 Temmuz darbe girişimine yer vermemiştir.
Batı medyasında olumlu Müslüman imajına rastlamak imkansız:Media Tenor’un, 2.6 milyon haberi inceleyerek hazırladığı rapora göre, Batı medyasında olumlu bir Müslüman tasvirine rastlamak neredeyse imkansızdır.
“Basın özgürlüğü”nü savunan Batı’da basın ne kadar özgür?:ABD’de artık FBI’nin gazetecileri dinlemek için hukuk danışmanına başvurması yeterli olacaktır. Fransa’da, çalışma yasası protestolarında çektiği fotoğraflar sebebiyle bir gazetecinin gösteri alanına girmesi yasaklanmıştır. Alman kanalı WDR’den Claudia Zimmermann, “Tabii ki hükümet yanlısı haberler yapmak zorunda kalıyoruz” itirafında bulunmuştur.
Batı medyası oluşturduğu algıyla terör örgütlerini besliyor:Paris ve Brüksel’deki olayları “terör saldırısı” olarak niteleyen Batı medyası, Türkiye’deki terör hadiselerini “patlama” olarak duyurmuştur. Alman Deutsche Welle muhabiri Chase Winter ise Beşiktaş’taki terör saldırısı için “Çok başarılı bir PKK/TAK saldırısı” ifadesini kullanmıştır. Öte yandan, Batı medyasında FETÖ’yü şirin gösterme çabaları da tüm hızıyla sürmektedir.
 
EĞİTİM
Sömürgeci eğitim anlayışı FETÖ benzeri yapılarla itaatkar yığınlar yetiştiriyor:Sömürgeci eğitim sistemi, ülkelerin kendi tarihî ve kültürel kodları üzerine inşa edilmiş, özgün eğitim sistemleri oluşturmasına müsaade etmemektedir. Sömürgeci zihniyetin bu süreçteki en önemli destekçileri FETÖ benzeri yapılar olmaktadır.
Milyonlarca çocuk “kayıp nesil” riskiyle karşı karşıya:İşgal ve iç savaşlar sebebiyle İslam coğrafyasında milyonlarca çocuk eğitim alamamakta, bu durum kayıp nesil riskini doğurmaktadır. Son bir yılda Suriye, Irak, Yemen ve Libya’da yıkılan okul sayısı 9 bindir. UNICEF verilerine göre Irak’ta 1 milyon çocuk eğitim alamamaktadır.
Kapitalist sistem eğitimi ticarî bir sektöre dönüştürüyor:Küresel sistemin kontrol ettiği bir eğitim düzeneğinde devlet okullarının başarısız olması paralı eğitim modelinin önünü açmakta ve eğitimin ticari bir sektöre dönüşmesine zemin hazırlamaktadır. Bu da, yoksul kesimlerin yetersiz eğitim almasına yol açmaktadır.
TOPLUM
“Evlilik dışı doğum” korkunç boyutlarda:Evlilik dışı birliktelik popüler kültür ve medya organlarının da etkisiyle yaygınlaştırılmakta, “özgürlük” söyleminin arkasına sığınılarak gayrimeşru birlikteliğin savunuculuğu yapılmaktadır. OECD verilerine göre, Avrupa ve Amerika’da evlilik dışı doğum oranı %50 civarındadır ve kimi ülkelerde bu oran %60’ın da üzerindedir. Bu oranlar tüm dünyada aile kurumunun zayıflatıldığını ortaya koymaktadır.
Öğle kuşağı TV programlarıyla aile yapısı zayıflatılıyor: Son dönemde giderek çeşitlenmeye ve daha tehlikeli bir hal almaya başlayan “öğle kuşağı” programlarında, mahremiyet algısı zarar görmekte, evlilik pazarlık malzemesi haline getirilmekte, olumsuz örnekler üzerinden gayrimeşru ilişki biçimleri normalleştirilmektedir.
Bir nüfus kırma politikası olarak sezaryen doğum:Genç nüfusları küresel sistem tarafından tehdit olarak algılanan ülkelerde “nüfus planlaması” teşvik edilmiş, doğum kontrolü yaygınlaştırılmış, siyasî baskılarla devlet politikaları değiştirilmiştir. Türkiye’de sezaryen doğum oranındaki fahiş artış da bu kapsamda değerlendirilmelidir.
Dünyadaki en büyük soykırım kürtaj:Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Guttmacher Enstitüsü’nün araştırmasına göre dünyada her yıl, hamile kalan her dört kadından biri kürtaj olmakta, dünya genelinde her yıl 56 milyon kürtaj gerçekleşmektedir. Bir başka deyişle her yıl 56 milyon bebek henüz dünyaya gelmeden öldürülmektedir.
Eşcinsellik yaygınlaştırılarak aile kurumunu zayıflatılıyor:Eşcinsellik önce bir hastalık olmaktan çıkartılmış, ardından “cinsel tercih” denilerek normalleştirilmiş, son yıllarda ise gurur duyulacak bir durum olarak sunulmaya başlanmıştır. Bugün 12’si Avrupa’da olmak üzere dünyada 17 ülkede eşcinsel evlilik yasallaştırılmıştır.
İslam coğrafyasında doğurganlık azalıyor:1970 yılında dünya genelinde doğurganlık oranı 4.7 iken, bu rakam 2013 yılında 2.5’e düşmüştür. En keskin düşüşler ise halkı Müslüman olan ülkelerde gerçekleşmiş, söz konusu dönemde doğurganlık Pakistan’da 6.6’dan 3.8’e, Endonezya’da 5.5’ten 2.6’ya, Türkiye’de ise 5.7’den 2.1’e düşmüştür.
Türkiye’de evlilik sayısı azalıyor, boşanmalar artıyor: TÜİK verilerine göre 2005 yılında Türkiye’de 95 bin olan boşanma sayısı, 2015 yılında 130 binin üzerine çıkmış, evlenme sayısı ise 641 binden 602 bine düşmüştür.
ABD ve Avrupa’da İslam düşmanlığı artıyor: ABD merkezli Southern Poverty Hukuk Merkezi tarafından yayımlanan araştırmaya göre, ülke genelindeki nefret gruplarının bir yılda %14 arttığı ifade edilmiştir.
Avrupa toplumu mültecilere karşı insanlık sınavını kaybetti: Almanya Federal Suç Dairesi Kriminal Suçlar Direktörüverilerine göre, Almanya’da 2016’nın ilk 6 ayında sığınmacı yurtlarına yönelik 51’i kundaklama olmak üzere 563 suç işlenmiştir.
Mülteci çocuklar Avrupalı organ ve fuhuş çetelerinin pençesinde:Europol-İnterpol raporuna göre AB’ye gelen en az 500 bin mülteci çocuk, suç şebekeleri için çalışan kaçakçılara başvurmuştur ve bunların 100 bini refakatsizdir. Europol, 10 binden fazla göçmen çocuğun AB ülkelerine geldikten sonra kaybolduğunu belirtmiştir.
Teknoloji bağımlılığı zihinleri uyuşturuyor, oyun bağımlılığı nesilleri felakete sürüklüyor:Uluslararası danışmanlık şirketi Deloitte’un araştırmasına göre, Türkiye akıllı telefon bağımlılığının en yüksek olduğu ülkedir.
Oyunlarla toplumlar manipüle ediliyor, İslam düşmanlığı bilinçaltına işletiliyor:Mobil oyunlar bilinçaltı mesajlarıyla İslam’a ve Müslümanlara karşı nefret hislerinin oluşmasına katkı sağlamaktadır. Yıllık pazar payı 100 milyar dolara ulaşan oyun endüstrisi, insanları her an meşgul eden bir bağımlılığa dönüşmüş durumdadır.
Kayıt Tarihi : 6.2.2017
Bu sayfa 3326 defa ziyaret edilmiştir.