2012 Dünya Hak İhlalleri Raporu Basın Açıklaması
2012 Dünya Hak İhlalleri Raporu Basın Açıklaması
Uluslararası Hak İhlalleri İzleme Merkezi her yıl düzenli olarak yayımladığı ‘Dünya Hak İhlalleri Raporu’nu bugün gerçekleşen basın toplantısıyla kamuoyuyla paylaştı. Rapor Üsküdar Balaban Tekkesi’nde gerçekleştirilen toplantıyla basına tanıtılırken, UHİM adına açıklamayı UHİM Genel Sekreteri Veysel Başar ile yönetim kurulu üyeleri Mustafa Demiral ve Atıf Gönenç yaptı. Çarpıcı tesbitlerin yer aldığı raporla ilgili açıklamada su cümlelere yer verildi:
 
Canlı yaşamının her alanına sirayet eden ih­lallerle dolu bir yılı daha geride bıraktık.
Siyaset ve hukuk alanında yaşanan gelişmelere baktığımızda; Ortadoğu coğ­rafyası­nda yaşananla­rın bu coğrafyada yaşayan yüzmilyonlarca insan için kazanıma dö­nüştüğünü söylemek oldukça iyimser bir yaklaşım olacaktır. Öte yandan ‘Arap Baharı’ sürecindeki gelişmelerle hareketlenen çevre bölgeler büyük bir ateşin içine çekilirken, bu ülkelerden Mali, 2012 yılında özellikle Fransa’nın başını çektiği bir kam­panyayla dış müdahaleye açık hale getirildi ve geçtiğimiz günlerde belki de yıllarca sürecek olan Mali Operasyonu başlatıldı.
21. yüzyılın Asya yüzyılı olacağı söylenedur­sun, başta ABD olmak üzere Batılı güçler Asya kıtasındaki stratejik bölgelerde söz sahibi olabil­mek için kıyasıya bir mücadele içine çoktan girdi­ler bile. Küresel aktörlerin bölge üzerindeki çıkar çatışmaları büyük felaketlerin yaşanmasına sebebi­yet verirken, başta İsrail politikaları altında yarım yüz­yılı aşkın bir süredir ezilen Filistin olmak üzere, Patani’den Arakan’a, Keşmir’den Doğu Türkis­tan’a kadar pek çok bölgede zulüm devam ediyor.
Son yıllarda Avrupa’da tırmanışa geçen ay­rımcı politikalar ve bu bağlamda artan ırkçılık ve İslamofobi, 2012 yılında da başta Müslümanlar olmak üzere, Avrupa’da bulunan farklı dil, din, ırk ve etnik kökene mensup milyonlarca insan için hayatın her alanında büyük mağduriyetlere sebep olmaya devam etti. Düşünme, düşündüğünü ifade etme, eğitim imkanlarından yararlanma, inancının gereklerini yerine getirme, siyasi alanda temsil edilme, seyahat etme, örgütlenme ve daha pek çok alandaki ayrımcı ve İslamofobik uygulamalar, uygarlığın temsilcisi ve özgürlüklerin koruyucusu olduğu iddiasındaki Avrupa’nın, iddialarının ger­çekliği noktasında önemli şüpheler doğuruyor.
Ekolojik denge insanoğlunun acımasız ve he­sapsız uygulamalarıyla altüst oluyor. Hayvan tür­leri eğlence sektöründe, sirklerde ve petshoplarda son derece sağlıksız şartlarda tutuluyor ve işken­ceye maruz kalıyor. Benzer şekilde kozmetik sek­törünün yaptığı vahşi deneylerde de her yıl mil­yonlarca hayvan öldürülüyor. Öte yandan aşırı tüketim dolayısıyla dünya üzerindeki doğal kay­naklar hızla tükeniyor. Küresel şirketlerin uygula­maları, bilinçsiz kullanım ve hukuki tedbirlerin yetersiz oluşu gibi sebeplerle çevre kirliliği hızla artıyor, su kaynakları kuruyor ve dünya felakete sürükleniyor.
Sağlık alanında da pek çok ihlal yaşanmaya devam ediyor. Bu alanda yaşanan ihlallere kısaca değinmek gerekirse; özellikle Afrika’da birincil önleme tedbirleri alınamadığı için her yıl milyon­larca insan hayatını kaybederken, bunun en önemli nedenini sınır ötesi kaynaklardan gelen çevre kirli­liği teşkil ediyor. Dünya Sağlık Örgütü tahminle­rine göre tüm ilaçların yarısından fazlası uygunsuz şekilde reçete ediliyor, dağıtılıyor ve satılıyor. Ge­lişmiş ülkeler zamanla çevrelerine duyarsız hale gelirken sanayilerini kendi ülkeleri dışında kurma yoluna giderek bir anlamda kirlilik ihraç ediyorlar. ABD ve AB ülkeleri özellikle Afrika ülkelerine toksik atıklarını para karşılığında ihraç ediyorlar. Öte yandan gıda israfı da bu ülkelerde dünyanın geri kalan kısmına göre çok daha yüksek sayılabi­lecek 280-300 kg’a ulaşmış bulunuyor. BM Gıda ve Tarım Örgütü’ne göre, insanların tüketeceği gıdaların yaklaşık 1/3’ü israf ediliyor. Dünya Sağ­lık Örgütü verilerine göre çoğu Afrika ve Orta­doğu’da 780 milyon insan yeterli suya ulaşamaz­ken, 2.5 milyar insan da temiz su kay­naklarından yoksun. Yılda 5 milyondan fazla kişi­nin sigara içimi, 600 bin insanın da sigara duma­nına maruz kaldığı için hayatını kaybettiği dünya­mızda, alkol kullanımının da her türlü suçla doğ­rudan ilişkili olduğu yapılan araştırmalarla ortaya konuyor. Ancak küresel pazarlama stratejileri yeni tütün ve alkol bağımlıları üretmek için 14 yaşından küçük çocukları hedef alıyor.
Kültür-Sanat alanında yaşanan gelişmelere bak­ıl­dığında, özellikle uluslararası kurumların, küresel aktörlerin dünya üzerindeki politikalarını meşrulaştırıcı bir misyon üstlendiği açıkça görüle­cektir. Nobel’den Oscar’a, Altın Küre’den Grammy’ye kadar dünya üzerinde büyük ilgiyle takip edilen festival ve ödüllerin de benzer bir amaca hizmet ettiği söylenebilir. Nitekim 2012 Nobel Barış Ödülü Avrupa Birliği’ne, Altın Küre ödülleri ise İslamofobik yapımlara verildi.
Öte yandan başta ABD olmak üzere küresel aktörlerin dünya üzerinde sürdürdüğü işgaller özellikle İslam medeniyetinin binlerce yıllık kültür mirasını yok ediyor. Afganistan’dan Filistin’e, Irak’tan Suriye’ye, Mali’den Sudan’a kadar dün­yanın dört bir yanında sürdürülen işgal ve operas­yonlarda ibadethaneler, okullar, kütüphaneler, müzeler, tarihi yapılar ve en önemlisi medeniyetle­rin kalbi konumundaki şehirler yerle bir ediliyor.
Ekonomi alanında özellikle bankaların ve kü­resel finans kurumlarının ihlalleri devam ediyor. Ge­rek Türkiye’de, gerekse dünyanın diğer ülkele­rinde AVM’ler­in hızla artması, bankaların akıl almaz oyunları, kredi kartlarının yay­gınlaşması ve aşırı tüketimi teşvik eden reklamla­rın özendirici etkisiyle, gelir düzeylerinin ve har­cama kapasitele­rinin hiçe sayılarak hesapsızca tüketildiği görülü­yor. Bu da yüzmilyonlarca insanı bankalara ve büyük finans kurumlarına bağımlı hale getiriyor. Yapılan araştırmalar bugün dünya­nın en önemli sorunlarından olan açlık ve yoksul­luğun en önemli sebeplerinden birinin de aşırı tüketim ve israf ol­duğunu ortaya koyuyor. Öte yandan küresel hegemonik sistemin finans sektö­ründe gerçekleş­tirdiği trilyonlarca Dolar’lık manipülasyonlar de­vam ediyor. Özellikle ABD menşeli uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarının desteğini arkasına alan ve Türkiye’de de varlığını güçlü bir şekilde hissetti­ren faiz lobileri, yersiz korkular ve endişeler üreterek ülkelerin kay­nak­larını sömürü­yorlar.
Medya; ayrımcılığı, şiddeti ve nefreti körük­leyen söylemini sürdürüyor. Özellikle ABD ve Avru­pa medyası, kendi ülkelerinin dünya üzerinde sürdürdükleri işgallere sürekli karartma uygular­ken, ülkeleri işgale uğrayan milyonlarca sivili terö­rist olarak lanse etmekten çekinmiyor. Geçtiğimiz yıl özellikle Suriye ve Mali’de yaşanan gelişmeler uluslar arası medya organları tarafından manipüle edilerek dünya kamuoyuna küresel aktörlerin iste­diği biçimde yansıtıldı.
Eğitim sahasında yaşanan ihlaller gelecek ne­sillerin sağlıklı bir şekilde yetişmesinin önünü tıkıyor. Türkiye’de gerek mevcut anayasa ve yö­net­­meliklerde yer alan yasal düzenlemeler, gerekse okullarda kronikleşmiş statükocu, tektipçi ve bas­kıcı uygulamalar devam ederken, eğitim sistemi, sınav­lar ve okul hayatı ile ilgili sürekli değişen düzen­lemeler de bu alandaki çözüm arayışlarının iste­nen neticeyi vermediğini gösteriyor. Öte yan­dan ticari bir sektör haline gelen eğitim dünyanın dört bir yanında bu mantaliteyle sürdürülürken, sömür­geci zihniyetin özellikle Asya ve Afrika’daki uygulamaları bu bölgelerdeki egemenliklerini sür­dür­­me kaygısıyla şekilleniyor.
Tarih ve toplum alanında geçtiğimiz yıl yaşa­nan olaylar tam bir dejenerasyona tekabül ediyor. Yönetimlerin tarihi mirasa ve toplumun değerle­rine karşı giriştiği yanlış müdahaleler ve popülist uygulamalar, medyanın toplum üzerindeki etkileri ve küreselleşmenin yıkıcı etkileri bu bağlamda zikredilebilir. Özellikle son yıllarda hızla artan AVM’ler çarşı kültürünü, gökdelenlerse mahalle ve komşuluk kültürünü yok ediyor.
Hak ihlali tanımlamasını, ihlallerin yalnızca öz­gürlük alanlarına yapılan müdahalelerden ve savaş alanlarında yaşanan hukuksuzluklardan ibaret olduğu algısını değiştirmek ve canlı yaşa­mını ilgi­lendiren bütün alanlarda bir hesap sorma bilinci oluşmasına katkı sağlamak amacıyla her yıl hazırladığımız ‘Dünya Hak İhlalleri Ra­poru’nu, ih­lallerin yaşanmadığı, daha adil, daha huzurlu bir dünya temennisiyle dikkatinize sunuyoruz.
 
BASIN BİLDİRİSİ / 30 Ocak 2013
Uluslararası Hak İhlalleri İzleme Merkezi/İstanbul
 
Raporumuzun tamamını asagıdaki linke tıklayarak okuyabilirsiniz:
Kayıt Tarihi : 31 - 1 - 2013
Bu sayfa 483 defa ziyaret edilmiştir.